Psikolog Nicholas Humphrey’nin de işaret ettiği gibi, şekil ve motifleri izleyip düzene sokmak için uğraşmak insana haz verir çünkü “sınıflandırma gibi hayati bir faaliyet bir haz kaynağına
evrilmek zorundaydı”.
...
Günümüzde düzene sokulabilen her şeyi sınıflandırıyoruz, ama nesneleri sınıflandırma arzumuzun kökeninde diğer türlere dikkat etmenin değeri yatıyor olabilir. Doğada düzen bulmanın verdiği haz ayrıca, hiç olmadığı yerde bile düzen arayıp bulma eğilimimizi de
açıklayabilir. İnsanlar bulut şekillerinde bile canlı organizmalar görürler. Normal bir erozyon sonucu oluşmuş kaya parçalarında insan, hayvan ve eşya siluetleri olduğunu düşünürüz. Suların sürüklediği odun parçalarında, dalgalarda canavarlar görürüz.
...
Anlaşılan, bir şeyler biriktirme arzumuz o kadar güçlü ki, kırmızı çizgiyi geçmememiz için beynimizde buna özel bir mekanizma var. Az sonra göreceğimiz gibi, koleksiyonlar gösteriş yapmak için mükemmel bir malzemedir; o nedenle bunun gerekli bir kontrol mekanizması olduğunu düşünebiliriz.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yetişkin çağlarımızda çürüme kokusu yayan nesnelerden uzak dururuz ama çocuklar böyle yapmaz. Çocuk yetiştiren herkes bilir ki iki yaşındaki çocuklar dışkı dahil her şeyi ağızlarına
atarlar; hâlâ anne sütünün koruması altındayken dünyadaki nesnelerden örnekler tadarlar. Bebeklik çağında mikroplan vücuda almamış olmak (günümüzdeki steril ortamlarda sık rastlanan bir durum) endüstrileşmiş toplumlarda alerjilerin hızla artıyor olmasının nedenlerinden biri olabilir.
Reklam kampanyaları bize parfümlerin ana amacının cinsel çekiciliği artırmak olduğunu söylüyor. Doğru, ama bu neden işer yaradıklarını açıklamıyor.
...
İlginç bir hipotez ise parfümlerin kişinin doğal kokusunu örtmekten ziyade etkisini arttırdığını öne sürüyor. Peki ama kokunun etkisini artırmak ne işe yarayabilir? Bunun şöyle bir mantıklı cevabı olabilir: Parazitler o kadar hızlı ürer ki ger insan nesli bunlara karşı durmak için yeni gen kombinasyonlarına ihtiyaç duyar. Bu rolü oynayan genler yani büyük doku uygunluk kompleksi (MHC), omurgalılardaki en çok biçimli genlerdir. Olası eşlerde hangi MHC alelinin olduğunu saptamak, hastalık kaynayan çevrelerde çok önemli bir özelliktir. Bu, insanların ''kendi parfümlerini' bulmaya neden bu kadar zaman harcadıklarını ve uzun yıllar aynı parfümü kullanmaya devam ettiklerini açıklayabilir.
...Akıllı erkekler eşlerine parfüm seçmekten kaçınırlar.
Robert Dudley'nin ''sarhoş maymun'' hipotezi, alkolün koku ve tadına duyulan yoğun sevginin meyvesever omurgalıların olgun meyveleri bulmalarını sağladığını öne sürer. Meyve olgunlaşırken, kabuğundaki ve etindeki maya şekerleri alkole, özellikle etanole dönüştürür. Etanol oranı hızla yükselir ve yoğunluğu yüzde 1 gibi yüksek oranlara ulaşabilir. Yere düşmüş ve olgunluktan çürüme aşamasın geçmiş olan meyvedeki etanol yoğunluğu yüzde 4'e kadar çıkabilir; bazı elma şaraplarındaki oranla aynıdır bu. Etanol havada kolay dağılan küçük bir moleküldür. Bu kokuyu alabilen bir hayvan olgun meyveyi rüzgârın yardımıyla kolayca bulabilir. Meyveleri çabuk bulmak iyi bir şeydir çünkü genelde doğada bu alanda yoğun bir rekabet yaşanır. Olgun meyveler genellikle birçok kuş türü ve memeli tarafından hızla tüketilir ve tropik iklimlerde bakteri ve mantarlar yüzünden kısa zamanda yenmez halde gelir.
...
Dudley'nin sarhoş maymun hipotezine destek olarak şunu söyleyebiliriz; Alkol tüketiminin yararlarının, insan sağlığına verdiği zararlardan daha ağır bastığı anlaşılıyor. Sayıları giderek artan araştırmalardan aldığımız güzel haber, başta kırmızı şarap olmak üzere ölçülü bir alkol tüketiminin sağlığı olumlu etkilediği yönünde.
...
Akabinde alkol istismarı da başladı. Obezite gibi alkolizm de tarihöncesi ile bugünkü çevreler arasında muazzam farklardan kaynaklanan bir hastalıktır. Evrim tarihimizin büyük bölümünde sadece sağlığa iyi gelen ölçülerde tüketmiş olabileceğimiz bağımlık yapan maddeler konusunda aşırıya kaçmaktan kurtulamıyoruz.