İran’ı gördükten sonra anladım ki hangi din olursa olsun, insana zorla bir dini sevdiremezdiniz. Aksine bu durum ters tepiyor ve insanlar dine karşı daha da mesafeli oluyorlardı.
O an anladım ki kadını, değil siyah çarşafa, kocaman bir buzdolabı kutusunun içine koyup, o kutuyu da sokakta yürütseniz, erkekler içinde bir kadın olduğunu bildikleri takdirde yine dönüp dönüp kutuya bakar, hatta belki laf bile atarlardı.Kadın olmak dünyanın her yerinde zordu.
Bu duyguyu yıllar önce de tatmıştım. Beni sevmeyen birine âşık olmuştum. Kendimi reddedilmiş hissediyordum; beni terk eden yalnızca o, koca dünyadaki milyonlarca insandan yalnızca biri değildi; bütün canlıları ve nesneleriyle koca dünyanın kendisiydi..