Sen, zamanla yaralar iyileşir, duvarlar insanı saklar sanıyorsun, ama öyle değil, öyle değil. Bir şey insanın yüreğine yerleşince kimse onu yerinden sökemez. '
Mırıldandığın her şeysin, sesinden öpüyorum sessizliğine de eğiliyorum fakat neredesin kapanınca harflerinin kapısı: Adın şiirim! Heceler gibi öpüyorum işte iki hecesin adından başlıyorum öpmeye kırlara çıkmış harflerinin arasından öpüyorum: Ağzın cennetim! Dilin hâlâ çocukluğun suyuyla terli ve haylaz suyundan öpsem küskün bir çeşmenin harflerin susuz. Dilin cehennemim.
Mırıldan dur bana, senin üstüne harf getirmem daha, ağız ağıza duruyor harflerin: Sevmenin birinci hâli gibi telaşlı duruyor da ben utanıyorum üçü bakarken birini öpmeye senin!
'H.A
Haydar Ergülen
" Birbirimize karşı derin, delice, açıkca nevrotik bir ihtiyaç hissettik; toplumun sosyal olarak kabul edilen çılgınlık türlerinden biriydi bu, yani aşktı."