“Bitirdim;
Kopuzu bir kenara koydum.
Mor yoncaların arasında sallanıp dururken hafif gölgeler,
Çok yakında sona erecek şarkılar ve ezgiler.
Bitirdim;
Kopuzu bir kenara koydum.
Bİr zamanlar seher vakti ardıç kuşu gibi şakıyıp
Üzerine çiy düşmüş çalıların arasında şarkı söylerken;
Şimdi suskunum.
Yorgun bir ketenkuşu gibi
Kalmadı gırtlağımda ezgi;
Şarkı söylemeye doydum,
Bitirdim.
Kopuzu bir kenara koydum.”
“Kitapları okuyorsun ve kendini bir yalnızlığın ortasında buluyorsun. O halde, artık kendini yalnız hissetme diye bu gece seni kitaplar okumuş başka adamlarla tanıştıracağım.”
Şiir, insanla ilgiliydi, insanın en aşırı koşullar altında iç dünyasında arayışa çıkmasıyla, en uzaktaki güneşlerin ve gökkuşağı tayflarının varlığına şahitlik yapmak için uzayın en ücra derinliklerini araştırıp anlamaya çalışmasıyla ilgili. Ölmekte olan, fısıldar gibi, anlaşılmayan bir ses tonuyla hıçkıra hıçkıra konuşan ve gücünü kaybeden, ürkek bir kuşun hızlı kanat çırpışları gibi atan bir kalbe sahip adamın kafasının içindeki çılgın bir hayal cümbüşüydü bu. Şiir, yıldızlar arası çatışmanın dingin karmaşasından yıldızlara ev sahipliği yapan gökyüzünün başlangıcına, ısısını yitirmiş güneşlerin çarpışmasından karanlık boşluklardaki bulutsu yıldız kümelerinin alevlenmesine kadar muhteşem bir ritimle salınıyordu; tüm bunların arasında, gezegenlerin çığlıkları ve güneş sistemlerinin çarpışmasının arasında da bir adamın cılız ve tiz sesi, gökyüzünde durmadan mekik dokuyan gümüş renkli bir uzay aracı gibi kesintisiz ve belli belirsiz, huysuz ve yakınan bir cıvıltı gibi işitiliyordu.
Martin en nihayet kendine gelip konuşmayı başarınca, "Edebiyatta bunun gibi bir şey yok," dedi. "Bu muhte şem! Muhteşem! Başımı döndürdü, beni sarhoş etti. O muazzam soruyu aklımdan çıkaramıyorum. İnsanın o arayış içindeki, ebedî, durmadan tekrar eden, bir ağıt söyler gibi inleyen cılız sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyor. Bu sanki fillerin boru gibi tiz çığlıkları ve aslanların kükremeleri arasında bir sivrisineğin cenaze marşı gibi. Doymak bilmez, tatmin olmaz küçücük arzularla dolu.”