Kübra Erdoğan

Kübra Erdoğan
@Kubra_34
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2021 12:50
Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu bir umudun hikayesi. Sadako yaşı 12 ya da 13 olan bir kız çocuğu. ABD' nin ilk atom bombasını attığı Hiroşima' da yaşıyor. Yerinde duramayan, koşmaya meraklı bu kız çocuğu kendi deyimiyle " Atom Bombası Hastalığı"na yani lösemiye yakalanıyor. Lösemiye yakalandıktan sonra Sadako' nun turna kuşlarıyla ve onlara bağladığı umudu okuyoruz. Hikaye o kadar akıcı ki 40 dakika gibi bir sürede bitiyor ve sizi düşüncelere itiyor. Sadako gibi heyecanlı hayatta bazı şeyler için amacı olan bir kızın- mesela koşu- kansere yenilmesi çok üzücü. Ayrıca dünyada oluşan bazı olayların 10 yıl sonra dahi küçücük çocukları nasıl hayattan koparabileceğini, nasıl acılar çekebileceğini de bu kitapta anlıyoruz. Bu dünyaya kendimiz için olmasa bile küçük çocuklar için barışı getirmeye çalışmalıyız.
Sadako ve Kağıttan Bin Turna KuşuEleanor Coerr · Beyaz Balina Yayınları · 202113,3bin okunma
Reklam
7/10
·110 syf.··
2021 5. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2021 22:35
Kitap Albert Camus' nün ilk aynı zamanda en çok ses getiren kitabı. Genel olarak konusunu ele alırsak bir adamın -Meursault- annesinin ölümünden sonraki hayatını anlatıyor bize. Kitapta toplam iki bölüm var. İlk olarak birinci bölümü ele alalım. *Birinci Bölüm* Meursault kitaba girişten ve ileriki anlatılardan anlayacağımız üzere hayatı monoton olan bir adam. Annesi ölüyor ve cenazeyi gömmek için annesinin yaşadığı bakım evine gidiyor. Buraya kadar her şey normal aslında. Sonra Meursault' nun hareketleri biraz garipleşti. Annesi öldü ve o annesini gömdükten sonra izin aldığı, 12 saat uyuyacağını için sevindi. Bu biraz tuhaf buldum. Kitabın ilerleyen sayfalarında Meursault' nun hareketleri gözüme bakmaya başladı. Aynı olaylar karşın farklı tepkilerimiz olduğunu fark ettim. O şiddet karşısında karşı tarafa yardım ederken ben etmezdim. Bu da kitabın ilk bölümünde aramızda sevgi bağından daha çok benim ona sürekli "Neden böyle yapmıyor?", "Hayır, böyle yapması doğru değil." gibi sözler barındıran çelişkili bir bağ oluşturdu. *İkinci Bölüm* Meursalt yaptığı yanlış bir hareket sonucu ilk olarak karakola düştü. Orada savunma yaparken verdiği cevaplar büyük bir suç işlemiş birinden beklenmeyecek kadar çok monoton ve sade idi. Hatta bir bölümde olayın aslında öyle olmadığını ama bunu tembelliğinden söylemediğini söylüyor. Bu rahatlık biraz rahatsız ediciydi. Meursalt mahkemeye çıktı ve savcı ona ruhunu yakından incelediği ve hiçbir şey bulamadığını söyledi. Meursalt' nun aslında ruhunun hiç olmadığınıi hiçbir insani duyguya sahip olmadığını, hatta insanın ruhunu esirgeyen ahlak ilkelerinden bile yoksun olduğunu söylüyor. Bence de Meursalt böyle. Ruhunu zamanla kaybetmiş ve onu bulmak için hiçbir şey yapmıyor. Monotonluğa alışmış ve asla değiştirmek istemiyor. Kitap
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2020137,1bin okunma