°°Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.
Simyacı'yı okurken arka kapakta yazan ve benim de başa yazdığım cümleyi gerçekten hissedecek miyim acaba, diye düşünerek okudum.
Simyacı İspanya'dan yola çıkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramakta olan Endülüslü çoban Santiago'nun kendi kişisel menkıbesini bulmaya çalışmasının öyküsü.
Değindiği şeyler beni düşünmeye sevk eden, bazen içimi rahatlatan, bazı sorular sormamı sağlayan güzel konulardı.
Ama gerek ülkemizde gerekse tüm dünyada çokça abartılmasından dolayı okumaya başlarken umduğum şeyden daha faklı birşeyle karşılaştım.
Kitap gerçekten güzel olmakla beraber bir tık fazla abartıldığını düşünmekteyim.
Hatta son 60-70 sayfaya kadar verdiği mesajlar gerçekten güzel olmasına rağmen beklediğim edebi tadı almamamdan ötürü biraz hayal kırıklığına uğramıştım.
Ama son 60-70 sayfada belki içinde bulunduğum ruh halinden, belki o sırada bu ruh halini geçiren güzel ortamdan ve kitabı bu sırada okumuş olmamdan kaynaklı bana çok güzel ve çok farklı hissettirdi.
Bu anın ve belki de gerçekten son 60-70 sayfada gerçekten mükemmelleşen yazım tarzının hatrına başta yazan cümleye katılıyorum.
Kitabı okurken altını harıl harıl çizdiğim ve burada çok uzun olduğu için paylaşmadığım çok güzel konular vardı.
Kitaba başlayacak olanlar için bir tavsiye;
Çok edebi cümleler beklemeden verdiği anlama ve mesajlara odaklanarak okursanız zevk alacağınızdan eminim.
Kitaba Puanım: 8,7