Kitap üzerine inceleme yazmadan önce bende neler bırakmış diye önce kendimi inceledim epey bi süre. Biter bitmez üzerine konuşulacak, yazılacak bir eser olmadığı gibi ne anlatıldığını ya da ne anladığınızı görmek için kitabı iyice sindirmek şart. Bu süreçte kitap hakkındaki incelemeleri okudum, izledim. Gözden kaçırdığım neler var ya da benim “körlüğüm” nerede, diye. Fakat gerek bu mecrada gerekse de YouTube’da yapılan incelemeler neredeyse aynı. Hatta inceleme diye ele alabileceklerimiz neredeyse hiç yok. Yalnızca kitap özeti verilip sonra da bu kitabı okumalısınız diye altı boş değerlendirmeler çoğunlukta.
Öncelikle biçimsel olarak;
Kitap oldukça sade bir kurguda, oldukça yalın, akıcı, sanatlı söyleyişlerden olabildiğince uzak, bi okuyuşta akıp giden bir biçime sahip. Öyle ki, olur ya kitabı okumayan birine içeriği hakkında bilgi vermezsiniz tadı kaçmasın diye, hah bu kitap bunun tam tersi. Kitabı okumayan birine baştan sona özetini anlatsanız, kitabı okuduğunda yine aynı zevkle okuyacaktır çünkü olay örgüsü belli bi çember içinde bi hikaye tadında geçiyor ve kitapta amaç olay örgüsü değil anlatılmak istenenler.
Bunu, kitaptaki şu detaylarla destekleyebiliriz: hiçbir kahramanın adı geçmez, özel mekan isimleri geçmez hangi kıtada hangi ülkede olduğu geçmez. Kitabın , o sindirmeniz gereken, derinliği de bu sadelikte yatıyor. Şahsen ben çok küçük detaylarda belki detay bile sayılamayacak olaylardan çok ders aldım. Biçime son olarak şunu ekliyeyim; diğer incelemelerde noktalama işaretlerinden çok sık bahsedilmiş.
(Kitapta yalnızca nokta ve virgül kullanılmış). Üzerinde durulması gereken onca nokta arasında bunun bu kadar ön planda olması bemce yazarın bile tahmin etmeyeceği bir şeydir. Nitekim bu sadelikte bir kitaba ünlemleri soru işaretlerini kesme çizgilerini