Bu yazı dili , akıcılık , etkileyicilik , okuru kendisine bağlıyor ve kitabı hiç bırakmak istemiyorsunuz. O kadar güzel bir dilde yazılmış ki okudukça okuyasınız geliyor. Sade ama akıcı bir dil… Hiç sıkılmadan okuyabileceğiniz türde bir kitap. Gözüm kapalı #sıkıokurlara öneririm. :) gelelim kitaba :
Kitap,1947 yılında Gece Postası’nda tefrika edilmiştir.
Kitap birbiriyle alakalı 19 bölümden ve iki farklı kişinin ilişkisi üzerinden ilerlemektedir . Bir tarafta çok sevdiği eşini genç yaşta kaydedenden Nazan ve kimseyi sevemeyen Vahdet ilk öne çıkanlarımızdır. Diğer tarafta ise Fakir bir ailenin gözbebeği olarak dünyaya gelen aklına koyduğu her işi gözünü karartarak yapmakta olan Sara ve Doktor çocuğu olan iyi eğitimli Demir öne çıkan diğer kahramanlarımız..
Sara ve Vahdet… Hemen hemen aynı düşüncelere -karaktere- sahip farklı iki insan…
Sara , Etmeyez’de yaşayan fakir bir ailenin kızıdır. Aile, özellikle anne kızım benim gibi olmasın diyerek Sara’nın elini sıcak sudan soğuk suya sokturmamıştır ve kızını bu şekilde büyütmüştür. Sara da bu düşüncelerle büyüyerek kendisine kimseyi yakıştırmayan, kibirli ama güzelliği göz kamaştıran bir kızdır. Sara kendisini büyüten anne babasını bile anne baba olarak görmemektedir. Onlara karşı herhangi bir saygısı yoktur. Sara’nın tek amacı kendine layık gördüğü zengin birine kendini pazarlamaktır. Ve bunu ilerleyen zamanda çok iyi bir şekilde yapacaktır.
Demir dediğimiz gibi eğitimli , iyi aile eğitimi almış , aklı başında biri iken günün birinde bir arkadaş ortamı sayesinde Sara ile tanışır ve onu çok beğenir. Ona ilgi duymaya ve ilgi göstermeye başlar. Sara bunu farkeder ve bir müddette olsa Demirle zaman geçirir hatta nişanlanır . Aradan zaman geçtikçe Sara düşünür ; Demir öğrenci ve daha önünde askerliği vardır. Demir ona istediği