Duyguları ve heyecanları, konuşarak ya da yazarak ifade etmek zor bir iş. Yüce bir iş. Bakın, yüzümü otların arasına gömüyorum, byrun deliklerime çektiğim nefes bile içimi binlerce düşünce ve hayalle ürpertiyor. Çektiğim nefes, evrenin nefesi. Şarkı söyleyip kahkaha atmayı iyi bilirim; başarıyı ve acıyı, savaşı ve ölümü.
Derin bağlar acıdan başka şey getirmezdi, bu yüzden Wallace tüm ilişkilerini yüzeysel bir gülümsemeyle sınırlı tutmuştu. Başkalarından pek hayır gelmeyeceğinden emindi. Ona verdikleri sadece hayal kırıklığı, ihanet ve acıydı.
Bir şeyi bildiğini düşünmek, kendini körleştirmen kesin bir yoluydu. Öğrenme kapasitesini yavaş yavaş azaltan şey büyümek değil, ‘bilinen şeylerin’ artmasıydı.