Yaşlanıyor insan;
Elinde olmadan, bazı şeylerin farkına varmadan, kahkaha atıp daha sonradan yavaş yavaş ruhunun çekildiğini anlıyor insan.
Yorgunsun, bitkinsin, eski neşen olmuyor artık. Mesela pazara çıkıyorsun, sapasağlam gezip elinde bir sürü poşetle eve getirdiğin poşetler şimdi artık, yavaş yavaş elinden dökülüveriyor.
Çünkü artık bir halin kalmıyor, yavaş yavaş yürümeye başlıyorsun artık, ağır adımlar atıp, üç kez dinleniyorsun.
Zor değil aslında yaşlılık! Sadece alışık değilsin, ilk halin nerede şimdiki halin nerede diye düşünüyorsun. İleriye dönük yaşamaya başlıyorsun. Acaba ne olacak diye soruyorsun kendince.
Ne yaşayacağım!
Acı bir hayat mı, mutlu bir hayat mı...
En zoruda aslında;
Ailenden birinin artık yaşlandığını anlamak, değer verdiğin kişilerin yaşlandığını görmek daha da acıtıyor insanın içini...
Ve aslında bu yazıda sen kendinden değil, seni bu yaşa getiren ailenin yaşlandığını hissettiğinde bazen sende dalıyorsun düşünceye...