Şimdi ben şunu söylüyorum: Seven bir adam kötü bir iş yaparken yakalanırsa yahut kötü bir şeye uğrayıp da pısırıklığı yüzünden kendini koruyamazsa, ne babasının, ne arkadaşlarının ne de kimsenin onu bu halde görmesi sevgilisinin görmesi e kadar üzmez. Sevgili için de aynı şey, o da kötü bir şey yaptığı zaman, kendini sevenin yüzüne bakmaktan utanır en çok. Diyelim ki sevenler ve sevilenlerle bir devlet veya bir ordu kurmanın yolu bulunsun, böyle bir devleti en iyi yürütecek düzen, onların çirkin bir şey yapmaktan kaçınmaları, birbirinden daha çok ün kazanmaya çalışmalarıdır. Bu duygularla yan yana savaşan insanlar ne kadar az da olsalar, bütün dünyayı yenerler elbet, yenmez olurlar mı? Neden? Çünkü seven adam sevdiğinin gözü önünde silahlarım bırakıp kaçmaktansa, bütün orduya rezil olmayı, hatta ölmeyi bile hoş görür. Hele savaş meydanında sevgilisini yalnız bırakmak, tehlikedeyken yardımına koşmamak, en korkak adamın bile yapacağı iş değildir. Çünkü Sevgi öyle bir şişirir ki yüreğini, doğuştan yiğitmiş gibi olur. Homeros der ya, yiğitlere Tanrı yürek üflermiş, işte budur Sevgi'nin sevenlere verdiği güç.