Kırk yaşında bir insan, biraz olsun akıllıysa, olup biten her şeyi ve olup bitecek her şeyi görmüştür, zira hepsi aynıdır. Akıl sahibi bir ruhun kendine has diğer özellikleri ise şunlardır: Yakınlarını sevmek, doğruluk, saygınlık, aynı zamanda yasanın da bir özelliği olan kendisinden daha üstün bir şeye değer vermemek. Buradan da doğru akılla adil akıl arasında fark olmadığı sonucu çıkar.
Kısa bir ömür pek çok şeyin ortak kaderidir, fakat sen ebediyen var olacakmış gibi ya her şeyden kaçıyorsun ya da her şeyi kovalıyorsun. Kısa bir süre sonra gözlerini kapatacaksın, sonra bir başkası da seni mezara taşıyan için ağlayacak.
Satyrion'a bak ve bir Sokratesçiyi, Eutykhes'i veya Hymen'i düşün, Euphrates'e bak ve Euthykion'u veya Silvanus'u düşün, Alkiphron'a bak ve Tropaiophoros'u düşün, Severus'a bak ve Kriton'u veya Ksenophon'u düşün, kendine bak ve Caesarların herhangi birisini düşün ve bunu herkese uygula. Ardından da şunu sor: Şimdi neredeler? Hiçbir yerde ya da bilinmeyen bir yerdeler. Böylece değişmiş bir maddenin sonsuz zaman içerisinde artık yeri olmadığını anımsayacak, yaşamın bir sis bulutundan, bir hiçten başka bir şey olmadığını göreceksin. Öyleyse nedir bu telaş? Şu kısacık hayatını düzgün bir şekilde geçirmekten neden hoşnut olmuyorsun? Hangi maddi nedenden, hangi vazifeden kaçıyorsun? İncelikle gözlemlediğin ve yaşamın her alanında doğalarını araştırdığın bu şeyler, akıl için iyi bir alıştırmadan başka nedir? Öyleyse bunu, sağlam bir midenin her şeyi hazmetmesi gibi, içine atılanları alev ve ışığa dönüştüren bir ateş gibi, kendi içinde benimseyinceye kadar sebat et.