DUYUM
Mavi yaz akşamlarında, özgür, gezeceğim,
Ayaklarımın altında nemli, serin kırlar;
Başakları devşirip otları ezeceğim,
Yıkayıp arıtacak çıplak başımı rüzgâr.
Ne bir söz, ne düşünce, yalnız bitmeyen bir düş
Ve yüreğimde sevgi; büyük, sonsuz, umutlu.
Çekip gideceğim, çingene gibi, başıboş
Doğada, -bir kadınla birlikte gibi mutlu.
20Nisan 1870
"Kimse aldatmasın kendini, sakın sanmasın ki daha uzun sürecek beklediği hayat, daha önce gördüklerinden.
-Kız uykusunda mırıldandı, onun için de dua ettim: "Çünkü hepsi aynı hizla geçip gidecek."
"Ölüm hiçbir zaman çare değil. Yok olmak ne zaman çare oldu ki? Tek çare hayattır, en kötüsü,
en çaresizi bile çaredir unutma. Çünkü umut vardır hayatta,
her koşulda hayat umut taşır içinde."
Jîr inliyor. "Tol" lazım Kevok, ölülerimiz için tol... diyor.
Susss.. Tol değil, dol lazım, diyor Kevok, sözünü kesiyor. Üzerine daha bir abanıyor, "bu yaşadıklarımızdan sonra
artık sen de ölebilirsin, sen de ölülerin yanına gidebilirsin.
dol değil tol.. diyor Jîr içinde kabaran
dalgaların akıntısına kendini bırakarak
Tov jir tov, sadece tov!.. diyor.
Tol =intikam
Tov, dol= tohum