Kitabın ismi kesinlikle hakkını vermiş. Gör beni! Sadece bakma, gör! Korkularımı, inançlarımı, özümdeki beni, çaresizliğimi, çırpınışlarımı... Bazı kitapların yeri ayrıdır, çoğu kitap farklı izler bırakır hayatımızda. Bazılarının anlattıkları içimize işler, bazıları sanki bizim hayatımızı anlatıyormuşta kendi hikayemizi okuyormuşuz gibi hissederiz. Bazı kitapların önemi ise onu hediye edenden gelir. Benim içinde bu kitabın yeri çok ayrı, çok sevdiğim bi insandan hediye. Baştan sona altı çizilesi sözcüklerle dolu. Bildiğimizi sandığımız ne çok yanılgımız var eskiden süregelen. Okurken sadece cumhuriyet öncesi dönemi değilde şu anki dönemi de anlatıyor gibi hisse kapıldım. Dinler, uygarlıklar, geçmiş tarih hakkında çok değerli bilgiler veriyor. Kitap çok uzun araştırmalar sonucu ortaya çıkmış belli. Sadece tarihi bilgiler, sümerler yada dinler hakkında bilgi vermiyor, iki ayrı görüşten insanın birbirine olan aşkını da konu alıyor. Keyifli okumalar
Gece 2 de başlayıp, 3/4 sayfa okuyup yatarım dedikten sonra 2 saatte bitirdiğim bir kitap. Hep bir sonraki bölümünü merak ettiğim için bırakamadım. Aslında konu bakımından çok basit anlatımıda sade ancak gece vakti okuduğumdan mıdır yoksa gerçek bi hikaye olduğundan mıdır bilmiyorum etkisi çok büyüktü benim için. Özet olarak konusu, annesi tarafından kız olduğu için sevilmemiş, hiçe sayılmış, ezilmiş ve babasını hiç tanımamış bir kızın hikayesi daha doğrusu kendi yaşam öyküsünü yazar ile paylaşarak kitabı yazmasına vesile olan astrolog Filiz Özkol’un hayat hikayesi. Çocukluğunu hiç yaşayamamış, en büyük aşkını kaybetmiş, sadece annesinden değil kaynanasından da eziyet görmüş ama yinede her şeye rağmen “Teşekkürler hayat, geride kalmış tüm yarımları birleştirip, bütüne varmanın zamanıdır artık..” diyebilen bir kadının gerçek hayat hikayesi.