Demir Dul günümüzden pek de farklı olmayan bir evrende ataerkil bir toplumu, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, intikam ve adalet, güç ve kontrol gibi önemli temaları ele alıyor.
Dünyayı istila eden Hundun isimli uzaylılarla, insanların içlerindeki Çi adı verilen enerji ile büyük robotları kullanarak savaşması anlatılıyor. Ancak Krizalit denilen bu büyük robotların hareket etmesi için bir kadın ve bir erkek pilota ihtiyaç vardır. Yapılan bu savaşların sonunda bir pilot ölür, ve nedense bu ataerkil ortamda savaşın sonunda ölenler hep kadın pilotlar olur.
Ana karakterimiz Zetian ise bu sistemde kendini feda etmek yerine, erkek pilotunu öldürüyor ve nadir bir unvana sahip oluyor: Demir Dul. Ve edindiği bu unvanla Zetian bir mücadeleye girişiyor. Kendi gibi ölüme yollanan ablasının intikamını almak ve diğer kadın pilotları bu makus kaderlerinden kurtatmak.
Kadınların sistematik olarak baskılandığı, aşağılandığı, ikinci sınıf vatandaş olduğu bu dünyada, Zetian’ın mücadelesi, kadınların maruz kaldığı adaletsizliklere karşı bir direniş sembolü olarak öne çıkıyor.
Kitapla ilgili beğendiğim ve beğenmediğim o kadar fazla şey var ki. Hangi birinden bahsetsem bilmiyorum.
En beğendiğim şey konusu ve kurgusu, çok beğendim. Arka kapağı okuduğum anda burada bir güzellik yatıyor dedim. Ancak, bu konunun tam potansiyelle ortaya çıktığını düşünmüyorum. Daha incelikli ve ağır bir şekilde çok daha güzel işlenebilirdi. Bazı kısımlar çok hızlı akıyor. Evet, yazarın dili oldukça akıcı ancak bu hızda bazı olaylar da çok hızlı gelişiyor. Potansiyeli biraz harcanmış bir kitap olduğunu düşünüyorum
En sevmediğim şey ise, üçlü ilişki. Neden dedim yani, neden? Onun yerine karakterler üçgen şeklinde birbirini sevseydi ya da hiç aşk olmasaydı ve Zetian her şeyi tamamen intikam için yapsaydı, tam