Theo philos

Theo philos
@L1bertas
Rab'bin ayetleri suların üzerindedir
Bilgisayar Müh.
Üniversite
Bolu
2006
4 okur puanı
Mayıs 2026 tarihinde katıldı
Doğu/İslam dillerinde Kafir kelimesi : Arapça K-F-R kökünden gelir. Asıl anlamı "tohumun üstünü toprakla örten çiftçi" demektir. İslam bu kelimeyi alıp psikolojik/ahlaki bir terime dönüştürür: Kafir, "bilmeyen veya tanrıdan haberi olmayan" kişi değildir. Aksine içindeki o hakikati kibir veya inatla "bilerek üstünü örten" kişidir. Batı/Hristiyan dillerinde Pagan(Kafir) kelimesi : Latince Paganus kelimesinden gelir ve sözlük anlamı "köylü, taşralı" demektir. Roma İmparatorluğu'nda Hristiyanlık şehirlerde, elitler arasında ve sarayda hızla yayılırken eski çok tanrılı inançlar sadece taşrada, ücra köylerde kalmıştı. Şehirli Hristiyan elitler, eski dine inanmaya devam edenleri aşağılamak için onlara "köylü" yani "pagan" demeye başladılar. Sonuç olarak : İslam, inanmayanı psikolojik ve ahlaki bir eylemle tanımlarken; Roma/Hristiyan dünyası inanmayanı sınıfsal ve coğrafi bir statüyle tanımlamıştır.
Din
Reklam
Kütüphane
Kütüphanenin yanındayım ama burası kütüphaneden daha güzel.. ve bomboş
Evrensel ahlak ve 2000 yıllık mezar yazıtı
Bolu'da bulunan bu 2000~ yıllık mezar yazıtı bize evrensel ahlakla ilgili bazı dersler veriyor. ​"Selam yabancı! Markos'un oğlu Publius Aelius Marcianus ve Flavia Valentia, bu anıtı henüz hayattayken, ölmüş olan oğulları Marcus Aelius Flavianus ve kendileri için bir anı olsun diye yaptılar. *​Ve sen de; bir başkasından sana yapılmasını istemediğin (nefret ettiğin) şeyi, kendin de bir başkasından esirge (başkasına yapma)!* ​Herkesin çok sevdiği, özlem duyduğu ölmüş oğlumu bu mezara ben defnettim. Markos Aristides... Yüce erdemi anısına" Dinler, diller, devletler ve yüzyıllar değişmiştir fakat doğunun en uzak ucundaki Konfüçyüsün, aydınlanma çağındaki Kant'ın ve antik dönemde Bolu'da yürümüş sıradan bir Roma vatandaşının adalet ve empati tanımı hiç değişmemiştir. Bu mezar yazıtı insanlığın ortak vicdani genlerinin en somut kanıtıdır.
Felsefe
Şehadet - Şehitlik - Şahitlik
Şehadet - Şehitlik - Şahidlik İnsanlık tarihi, kelimelerin gizemli yollarıyla doludur. Bugün farklı dünyalara ait gibi görünen Batı dillerindeki "martyr" ile Doğu dillerindeki "şehit" kelimeleri, aslında insan hafızasının ortak bir noktasından doğmuştur. İki farklı kültür de birbirinden bağımsız olarak, bir olaya "tanık olma" eylemini, inanç uğrunda "can verme" eylemiyle bağdaştırmıştır. Hristiyanlığın yasak olduğu o ilk dönemlerde Romalılar, inananları yakalayıp dinlerinden dönmeye zorluyorlardı. Dönmeyenleri ise çarmıha geriyor, arenalarda aslanların önüne atıyor, diri diri yakıyorlardı. Ancak bu insanlar, ölmek pahasına mahkemelerde inançlarını haykırdılar, yani ona tanıklık ettiler. Antik Yunancada sadece "mahkeme şahidi" anlamına gelen martys (μαρτυς) kelimesi, bu acı tecrübeyle yeniden şekillendi. Diğer inananlar, canı pahasına inancına şahitlik eden bu kahramanlara martyr (μαρτυρ) dediler. İslamiyetin ilk yıllarında da tarih tamamen aynı şekilde tekerrür etti. Mekke'nin kızgın kumlarında işkence gören ilk Müslümanlar, dinlerinden dönmeleri istendiğinde tıpatıp aynı dik duruşu gösterdiler. Canları pahasına, inandıkları Allah’ın birliğine şehadet ettiler. Arapçada "gören, tanıklık eden" anlamına gelen şahid kelimesi, bu büyük fedakarlıkla yepyeni bir anlama büründü. İslam toplumu da inancına hayatıyla tanıklık eden bu insanlara "şehit" dedi. Bir fikre, bir inanca veya bir değere sadece inanmak yetmez; insan, inandığı şeyin dünyadaki şahidi olmak ister. Ve bazen hayat, insandan o şahitliğin altına sadece imza atmasını değil, kendi canını mühür olarak basmasını talep eder.
Din
Dresuar
Dresuar hesabı silinmiş... Ben şimdi kimin yazılarını okuyacağım ?!?!?