Ustalıklarıyla övünen hırsızları, sefaletlerini savunan fahişeleri ,zulümlerinden gurur duyan katilleri görmek bizi şaşırtır. Oysa bu şaşkınlığımız ancak bu insanların yaşadığı çevrenin,atmosferin sınırlı olmasından,bizim bu sınırların dışında kalmamızdandır.
Geleceğe dayanarak yaşarız: 'yarın' ,'ileride' ,'iyi bir işim olunca ', 'yaşlandıkça anlarsın'. Bu tutarsızlıklara hayran kalmamak elde değil,çünkü ne de olsa ölmek var işin içinde.
Gözyaşları ile taşan,sonra da kendini kapıp koyveren bir keder vardır. Bu hal en çok kadınlarda görülür. Sızlanmanın doyurucu yani içteki acıyı deşip taşırmaktan ibarettir. Böyle bir keder avunma da istemez,çaresizlik onun besinidir. Sızlanmalar,kanayan yarayı büsbütün azdırmak ihtiyacından başka şey değildir.