“İnsan kendisinin yoksulluğunu, yoksunluğunu bir zenginliğin görkemi yanında, bahtsızlığının büyük acısını bir mutluluk gösterisi karşısında daha büyük bir acıyla anlar.”
Mai ve Siyah kitabının Panama Yayıncılık basımının çevirisi bu.
“İnsan kendisinin sefaletini bir servetin ihtişamı yanında, bedbahtlığının hükmünü bir saadet nümayişi karşısında daha büyük bir acı ile anlar.” Bu da orijinal hali.
Sadeleştirme ile cümle bu kadar ahengini kaybediyorsa, yazarın dilinden ve üslubundan, eserin ruhundan bu kadar bihaber bir metin ortaya konuyorsa kitabın kapağına çevirmenin adının eklenmesi gerekiyor. Bu kadar müdahaleyle ‘Batılı anlamda Türk romanının başlangıcı’ olarak ders kitabı niteliğine bürünen eser, iyice yavanlaşarak elde sürünen ödeve dönüşüyor. Üstelik Halid Ziya’nın da öyle süslü cümleler kurayım, gösteriş yapayım gibi bir derdi de yok. Böyle çeviriler yüzünden ne bir okuma zevki kalıyor ne de dönemin atmosferi yakalanıyor.
Orijinalini anlamayan gençlere Peyami Safa neler derdi şimdi. “Yüzde yüz öz Türkçe”ye erişemedik maalesef. Elimizde kalanları da böyle hor kullanmasak.