Yine bir hatırlatma yapma ihtiyacı duyuyorum, unutmayın ki o zamanlar televizyon diye bir aygıt da yoktu, yanı insanlar kitap denen şeyleri okumak zorundaydılar.
Insan, yeryüzünde yaratılmışların en üstünüdür. Kainat onun hizmetine verilmiştir. Insanlığa diğer yaratıklarda bu lunmayan akıl nimeti verilmiştir. Insan aklı en büyük ser mayedir. Ancak şüphesiz ki, aklın yetişemeyeceği hususlar da vardır.
Sen o zaman ruhen hastaydın, değil mir Sen ne kadar hasta isen, ben de o kadar hasta idim. O zamanlar ben cahildim. Bir kere düşün! Kapkaranlık büyük bir evin içinde dolaşıyorsun. Yüzlerce odanın içerisinde çe şit çeşit şeyler var. Fakat, bir zerre ışık yok... El yordamıyla gidiyorsun. Elbette bir şeyler kırılır. Hem başkalarının de ğerli eşyalarını parçalar; hem de kendini yaralarsın.
Insan böylesine karanlık bir yerde kalınca deli de, cani de, işıktan mahrum bir talihsiz de olur. İşte o zaman biraz cik sevdiğiniz Johan, bu halde idi. Kimbilir, böyle karanlıkta kalmış daha kaç milyon Johan vardır.