Sana önce Nuvanza'yı anlatacağım.
Nuvanza olmasaydı, ne doğan güneşin, ne yağan yağmurun, ne tohumun, ne toprağın, ne meyveye durmuş ağacın, ne de güzel Hattuşa'nın anlamı olurdu. Nuvanza olmasaydı, gelin, gelin olmazdı, damat da damat. kral hükmünü yitirirdi, kraliçe sıradan bir kadın olurdu.
Nuvanza olmasaydı, damarlarımızdaki kan akmaz, çiçek açmaz, mucize yavan bir gerçeğe dönüşür, heyecan, susuz kalmış bir çiçek gibi birden sönerdi.
Dünya gözyaşlarımın içindeydi artık, dünya bulanıktı, dünya ıslaktı ve dünya kalın uğultular eşliğinde, etrafa buğular saçarak, hafif hafif titriyordu.