Yani o kadar emek harcadım, o kadar para harcadım, zaman harcadım, ben şimdi nasıl bırakayım duygusu, başarısız olduğunu, zarar ettiğini bile bile bir işte kalmaya devam etme inadı.
Mâil diye ağlamaktansa udum diye inlemek kendisine daha doğru geliyordu. Bedia, Şemi'ye elbette yalan söylüyordu. Onun istediği, o anda hatırladığı udu değildi; Mâil'di. Hatta sonraki Mâil değil, önceki, evlendikleri zamanki Mâil'di. Henüz kendisine ihanet etmemiş, fuhuş âleminin, o iğrenç çirkefin pisliğini, kirini, buseleri vasıtasıyla pak bir vücuda nakletmek gibi bir küstahlıkta bulunmamış Mâil'di...