Arzu

Arzu
@Ladymacbeth_
Reklam
10/10
·217 syf.··
2022 137. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2022 15:27
Zweig severek okumama rağmen fanatikçe bağlandığım bir yazar değil. Hatta bizim ülkemizde neden bu kadar popüler olduğunu anlamadığım, sonunda bu kadar okunmasını sade anlatımına ve eserlerinin kısa olmasına bağladığım bir yazar. Biyografilerinin çok başarılı olduğunu her zaman duymama rağmen bir türlü okuma planıma dahil edememiştim. Sonunda bir başlangıç yaptım ve bayıldım. Edebiyatçı kimliği entelektüel yönüyle de birleşince harika incelemeler ortaya çıkmış. Öncelikle incelemelerin benim için en etkileyici tarafı Zweig'ın dili kullanma becerisi ve anlatımı oldu. Soğuk bir eleştirmen veya biyografi yazarı gibi değil bir edebiyatçı gözüyle üç büyük yazarın hayatına ve edebi kişiliklerine bakmış. Yeri geldiğinde sanatlı ifadelerin kullanıldığı bir metinle karşı karşıyayız. Özellikle Dostoyevski bölümünün sonu o kadar şiirseldi ki inanılmaz zevk aldım. İncelemeleri başarılı yapan bir başka özellik sanatçıların verdikleri eserlerle hayatları ve yaşadıkları dönem arasında kurduğu ilişki. Balzac'la ilgili bölümde Napoleon göndermesi, Dickens'ın İngiliz edebiyatının muhafazakarlığı içinde sınırlanırken durumunu cüceler tarafından iplerle bağlanan Gulliver'e benzetmesi şahaneydi ve yazarları daha yakından tanımamıza ve empati kurmamıza yardımcı oldu. Kitabın benim için en büyüleciyi tarafı tabii ki en sevdiğim yazar olan Dostoyevski'yle ilgili bölümü oldu. Zaten kitabın büyük bölümü Dostoyevski'ye ayrılmış durumda. Üzerine çok inceleme okuduğum ve hakim olduğum bir yazar olmasına rağmen Zweig'ın gözüyle Dostoyevski'ye bakmak edebi yönden çok verimli bir okuma süreci geçirmemi sağladı. Bu yüzden biraz bu bölümü açmak istiyorum: Başlangıçta Zweig'ın Dostoyevski'ye bakışı tam bir Avrupalının bakışı. Şu ifadeye bayılmıştım: "Sağduyuya, İngilizlere, Amerikalılara, pratik
Edebiyat
Üç Büyük UstaStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20256,3bin okunma

Arzu

, bir kitap okudu
10/10
·217 syf.··
3 günde okudu
·
2022 137. kitabı
Stefan Zweig
8.3/10 · 6,3bin okunma
9/10
·464 syf.··
2022 136. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Temmuz 2022 12:47
"Gerçeklerle üzülmeyeyim diye büyükannem bana fanteziler uydururdu." Gabriel Garcia Marquez'in birkaç eserini okumama rağmen ağır toplar denebilecek "Yüzyıllık Yalnızlık" ve "Kırmızı Pazartesi"yi okumamıştım. Romanın anlatımı öyle bir akıyor ki Marquez'in neden bu kadar yüceltildiğini bir kere daha anladım. Roman, akraba evliliği nedeniyle lanetlendiklerine inanılan bir ailenin kuşaklar boyunca süren hikayesi üzerine kurulu. Sadece aile değil kurucuları oldukları yerleşim yeri olan Macondo da romanın önemli bir unsuru. Kolombiya'nın tarihini ve ailesinden hareketle Kolombiya insanının yaşamını fanteziler, mitler, masallar iç içe ele alıyor yazar. Muz işçilerinin katliamı, Kolombiya iç savaşı gibi tarihi gerçeklikler bu lanetli ve olağanla olağanüstünün yadırganmayacak şekilde birlikte yaşandığı aile üzerinden işleniyor. Klasik romanlardan alışık olduğumuz şekilde ana kahraman ve onun iç dünyasına odaklanma durumu bu romanda söz konusu değil. Sayfalarca sürecek iç çözümlemeler ve psikolojik tahlillere bu romanda rastlamıyoruz. Buna rağmen insan gerçekliğine dair pek çok şey bulabileceğiniz bir eser. Çok kalabalık bir ailede birbirinden farklı özelliklere sahip bireyler kuşaklar boyunca ne istediğini keşfedemeden, intikam, nefret, aşk, öfke, adanmışlık, mücadele gibi duygularla boğularak yalnız biçimde yaşıyor ve ölüyor. Bu açıdan yalnızlığımızı hatırlatması bakımından çok hüzünlü. Hüzünle aynı ölçüde ironik bölümlere rastlayıp sizi inanılmaz güldürebiliyor da ilginç bir şekilde. Özellikle ailenin kaşif ruhlu bireyleri, Macondoluların yenilikler karşısındaki tutumları çok eğlenceli olabiliyor. Sonuç olarak harika bir roman ve kesinlikle tavsiye ederim. “Korkusuzca Tanrı’ya başkaldırıyor, başlarına bunca dert, bela açtığın insanların demirden mi yapıldığını sanıyorsun,
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,5bin okunma