Arzu

Arzu
@Ladymacbeth_
7/10
·160 syf.··
2023 30. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2023 10:42
İhsan Oktay Anar okuduğum tüm kitaplarıyla sevdiğim bir yazar. Tiamat zevkle ve heyecanla okuduğum bir kitap oldu ama yazarın diğer eserleri düşünüldüğünde biraz gölgede kalıyor. Fantastikle tarihi roman türünün bir birleşimi olarak benim beğendiğim bir kitap oldu. Olaylar 1. Dünya Savaşı yılları ve Osmanlı döneminde geçtiğinden yazarın da diline aşina olmayanlar açısından zorlayıcı olacaktır. Bir de üstüne eklenen denizcilik terimleri var. Benim gibi yazarı başta üslubu nedeniyle beğenen okuyucular içinse Tiamat'ta kullanılan dil de gayet tatmin edici. Bunun yanı sıra mitolojik temelleriyle de sağlam bir kurgusu var. Kitaba başlamadan Tiamat ve Babil mitolojisindeki öyküsü üzerine bir şeyler okunabilir. Roman bir denizaltında geçtiğinden korku ve gerilim duygusunun da anlatıya hakim olmasıyla birlikte karanlık ve boğucu bir atmosfer kullanılıyor. Denizaltındaki bir grup askerin bir sandık ve ona bağlı olan bir yaratıkla nefes kesen mücadelesi anlatılırken varlık, yenilik-gelenek, bilim-inanç gibi pek çok konu ve çatışmaya dair de diyaloglar okuyorsunuz. Felsefe, tarih ve mitolojinin iç içe geçtiği, korku ve gerilimle harmanlandığı keyifli bir okuma deneyimi isterseniz Tiamat'ı tavsiye ederim. "Öyle ki, gerilimi volt ve cereyanı amperle ölçen adam, şiirlerinde aşkı aruz, ihtirası da heceyle ölçmüştür." "İlim adamlarının işi beyaz kuğular. Biz ise siyah kuğuyu ararız. Almanların harpte çuvallamaları da beyaz kuğu olmalarından. Akılcı hasımları yine akılcı olan onları ön görebiliyor. Akıldan akıla yol var çünkü. Onlar beyaz kuğu. Ama bizim erlerimiz öyle değil, bazen akıl dışı davrandıkları için tahmin edilemezler, ancak deli bir kumandana yenilirler. Her biri siyah kuğu."
Edebiyat
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·144 syf.··
2023 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2023 00:00
Yazarın "modern bir masal" olarak nitelendirdiği Oz Büyücüsü şimdiye kadar üzerine pek çok şey söylenmiş ve çeşitli açılardan incelenmiş bir metin. İster Dorothy karakteri üzerinden feminist açıdan yorumlansın ister tüm kahramanların ABD'deki çeşitli siyasi figürleri ve sınıfları temsil ettiği düşüncesiyle siyasi bir okuma yapılsın Oz Büyücüsü bir masal ve masal olmanın hakkını sonuna kadar veriyor. Yolculuk, çoğu iyi masalda olduğu gibi Oz Büyücüsü'nün de ana eksenini oluşturuyor. Dorothy Kansas'ta yaşayan küçük bir kızken bir kasırga sonucu köpeğiyle birlikte bilmediği bir diyara sürükleniyor ve eve dönebilmek için burada edindiği arkadaşlarla birlikte çeşitli mücadeleler vermesi gereken bir yolculuğa çıkıyor. Tüm kahramanların bu yolculuğa çıkmak için farklı motivasyonları var ve en büyük handikap aslında bu isteklerine zaten sahip durumda olmaları. Oz Büyücüsü ise bir masala ve diğer kahramanlara göre nispeten gri bir karakter. Masal tabii ki tüm kahramanlar için mutlu bir sonla bitiyor. "Oz Büyücüsü" herkesin kendini keşfetmesi üzerine pek çok şey bulabileceği bir eser olduğu için de yıllardır popülerliğini sürdürüyor. "Evlerimiz ne kadar kasvetli ve gri olursa olsun, biz etten kemikten yapılmış insanlar çok güzel de olsa başka bir ülkede yaşamaktansa kendi topraklarımızda olmayı tercih ederiz. İnsanın evi gibisi yoktur."
Edebiyat
Oz BüyücüsüL. Frank Baum · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202218,1bin okunma
10/10
·426 syf.··
2023 26. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2023 20:37
Şair olarak çok sevdiğim Attila İlhan'ın sosyalist bir Türk aydını kimliğiyle Atatürk'ün devrimci kişiliği ve hem Kurtuluş Savaşı hem de ülkenin kuruluş süreci ve sonrasında yaptıklarını ve yapmaya çalıştıklarını ele aldığı denemelerden oluşan "Hangi Atatürk" altını çizerek okuduğum, bana çok şey kazandıran bir kitap oldu. Attila İlhan'ın perspektifinden baktığınızda haklı tespitleri karşısında Mustafa Kemal'in sadece yaşadığı dönemde yalnız bir adam olmadığını, ölümünden sonra da anlaşılamamış bir lider olduğunu ve onun ölümüyle birlikte Türkiye'nin Atatürk ve düşüncelerinden nasıl uzaklaşmış olduğunu görüyorsunuz. Belki de "Nutuk"tan sonra Atatürk'ü anlamak için okunması gereken ilk kitaplardan biri "Hangi Atatürk" Attila İlhan, kitapta yer alan yazıları boyunca Atatürk'ün anti-emperyalist ve milliyetçi kimliğine özellikle vurgu yapıyor ve onu anlamaktan uzak tüm siyasi çevrelere onların Atatürk eleştirileri üzerinden cevaplar veriyor. Atatürk'ün verdiği savaşla sömürge halinde yaşayan müslüman ve Doğulu milletlere nasıl bir örnek olduğu, Lenin'le kurduğu ittifak, toplumunu ümmet aşamasından millet aşamasına ulaştırması ve ülkenin hakimi kılması, eğitim ve ekonomi konusundaki vizyonu, Hatay'ın anavatana katılma sürecindeki tavrı gibi konular tüm bu yazılarda irdeleniyor. Bu kadar güçlü ve "kendi" olabilmeyi başaran bir kurucu lidere sahip olduğumuz için ne kadar şanslı olduğumuzu hissettim ve Atatürk'e bir daha hayran oldum. Maalesef siyasi düşünce ayırt etmeksizin onu anlamanın çok gerisindeyiz. Bu nedenle her kesimden insanın okuması gereken bir kitap. "Cumhuriyetçi olmanın ne büyük bir inkılapçılık demek olduğunu anlatamadık! Herkese padişahın kovulması, halk hakimiyeti rejiminin getirilmesi çocuk oyuncağı gibi geliyor. Cumhuriyet'in ne büyük bir yenilik
Düşünce
Hangi AtatürkAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 20031,567 okunma
9/10
·342 syf.··
2023 24. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2023 14:27
"Esir Şehir" üçlemesinin bu ikinci kitabını ilk kitabı okumamın üstünden hayli zaman geçtikten sonra okudum. İşgal yılları İstanbul'unu ve Anadolu mücadelesini anlatan romanlara her zaman zaafım olmuştur. Kemal Tahir de çok usta bir romancı olduğundan bu üçlemeyle dönemin hakkını veriyor. Romanda mahkumlar arasında "Millici Abi" olarak anılan Kuvayı Milliye destekçisi Kamil Bey'in bir mahkum olarak geçirdiği süreç ele alınıyor. Bir paşanın oğlu olan Kamil Bey'in halk tabakasından insanlarla hapishane şartlarında yaşamaya başlaması neredeyse romanın ilk bölümün temel konusu. Kendisi de uzun yıllar hapishanede yatmış olan Kemal Tahir buradaki mahkumları ve hapishane şartlarını kusursuz anlatıyor. Her türlü ahlaksızlığa, suça bulaşmış, çıkarcı, açgözlü, cahil insanlarla beraber dürüst, vatansever ve fedakar insanlar roman kadrosunu oluşturuyor. Romanın ikinci bölümü Kamil Bey'in eski İttihatçıların koğuşuna geçtiği, siyasi konuların ve Milli Mücadele'nin üzerinde daha fazla durulduğu bir bölüm. Ben ikinci bölümü okumaktan daha çok tat aldım. Geldikleri sınıf ne olursa olsun romanda insanlar için en ayırıcı nokta vatanseverlik duygusu. Anlatıcı biraz da Kamil Bey'in gözünden bu sınıflandırmayı çok net yapıyor. Öyle ki aile geçmişi, yurt dışındaki yaşamı, eğitimi düşünüldüğünde bir aristokrat olan Kamil Bey'le halkın içinden gelmiş, eğitimsiz Fatma Hanım aynı noktada birleşebiliyor. Diğer yanda da Kamil Bey'in kendi güvenliğinden başka bir şey düşünmeyen, Fransızların düzenlediği balolarda vakit geçiren eşi ve onun işgalcilerle iş birliği yapmış ailesi var. Dolayısıyla yazar bu kadın ve erkek kahramanlar üzerinden bazılarını idealize edip benimsemenizi, bazılarına da acımanızı ve bu gruptan tiksinmenizi sağlıyor. "İhsan Bey'le Nedime Hanım çocuğun adını ne koymuşlar,
Edebiyat
Esir Şehrin MahpusuKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20205,4bin okunma
10/10
·187 syf.··
2023 23. kitabı
İslamiyet'ten önceki Türk kültürü, şamanizm, kadının Türk toplumu ve dini hayatındaki yeri ilgimi çeken konulardan olduğundan bana aradığımı fazlasıyla vermiş bir kitap. Bir başlangıç kitabı olamaz. Öncesinde Türk kültürü ve Şamanizm üzerine asgari düzeyde de olsa fikir sahibi olmak gerekiyor. Fuzuli Bayat bu alana çok hakim ve uzman bir isim. Bu alandaki başka kitaplarını da okuyacağım. Anaerkil dönemde Şamanizm'in ortaya çıkışı ve kadınların bu inanç sistemine öncülük edişi, kadının doğası itibariyle şamanlığa yatkın olması ilk bölümde üzerinde durulan konular. Kadınların doğurganlığı, erkeklerden farklı bir duygusal yapıya sahip olması, tedavi ve hasta bakıcılık gibi rolleri üstlenmesi, evin merkezi olması ve karanlık ruhlarla da iletişim kurabildiğine inanılması ilk şamanların kadınlardan çıkmasını sağlamış. Zamanla toplumsal yaşamdaki değişimler kadını eve daha çok hapsetse de kadın şamanlar varlıklarını sürdürmeye devam etmişler. Bu durum hem ekonomik faaliyetler ve iş bölümüyle ilişkilendiriliyor hem de inançsal anlamda mitolojik ögelerin anaerkillikten nasıl ataerkil bir forma evrildiği örnekleniyor. Kadın ve erkek şamanların gerçekleştirdiği ritüeller ve işlevleri üzerine uzun bir bölümden sonra kadın şamanların bugünkü durumuna, şamanlıkla bağlantılı kurumlara değiniliyor ve kitap sonlanıyor. "Yer Ana'nın türemesiyle kadın demiurg olarak bilinen Ülgen, zamanla Altaylılarda, Şorlarda, Hakaslarda, Soyotlarda erkek gök tanrısına çevrilmiştir." "Türklerde ana diye çağrılan mabutlar daima esirgeyen ve yarlıgayan tanrılardır. Ata diye anılan ilahlar, ekseriyetle çarpan ve korkutan tanrılardır." "Şaman inancına göre bütün doğa ruhlarla meskundur. Ormanın, suyun, pınarın, gölün, dağın, hayvanın, avın tek kelimeyle her şeyin koruyucusu, hamisi vardır." "Ezoterik
Düşünce
Türk Kültüründe Kadın ŞamanFuzuli Bayat · Ötüken Neşriyat · 2015369 okunma