“Dostoyevski’nin bıraktığı ilk izlenim daima dehşet duygusu olmuştur. İkincisiyse yüceliktir. İlk bakışta kaderi de tıpkı bir köylününkini andıran simasının sıradanlığı kadar dehşet verici
Çağdaş akıl, mitolojiyi, doğanın dünyasını açıklamak için ilkel, arayış içindeki bir çaba (Frazer); sonraki çağların yanlış anladığı, tarih öncesi zamanlardan gelen şiirsel fantezinin bir ürünü (Müller); bireyi topluluğuna göre şekillendirecek bir alegorik bilgi deposu (Durkheim); insan ruhunun derinliklerindeki arketipsel dürtülerin belirtisi olan bir dizi rüya (Jung); insanın en derin metafizik sezgilerinin geleneksel aracı (Coomaraswamy) ve tanrının çocuklarına görünmesi (kilise) olarak yorumlamıştır. Mitoloji bunların hepsidir.
Doktor Münir Bey garip şeyler söylüyordu bu çeşit Kuvayi Milliyeciler için. Güçsüz değiller ama güçleri üniformalı düşman karşısında bulunmadıkça yırtıcı atılganlıktan, sonuna kadar aralıksız kovalamak hırsından gelmez. Bunlar kendileri de farkında değillerdir ama son hesaplaşmada durgun adamlardır. Hayalperver adamlar… Gerçeğin yerine kolayca uydurmayı koyup kendilerini aldatarak rahatlamayı yadırgamazlar. Oturup sabırla beklemeyi, sabırla acı çekmeyi, yoksulluğun her çeşidine katlanmayı bilirler. Türkçesi Anadolu milletinin yetiştirdiği çilekeş dövüşçülerimiz… Soylu korkmazlıklarıyla, hesaplara sığmaz direnişleriyle tarih yapan ama yaptıkları tarihe sahip çıkmasını pek de bilmeyen bizim insanlarımız…