İnsanlar gel kahve içelim diyerek kendini kandırır oldu.masalarda bir sessizlik, başlar önde eğik, ellerde telefon....kendini kandırmaya ne meyillisin insan....
Lâl 🍂
İstediğinizde ulaştığınız, duygusal boşluğunuzu doldurduğunuz daha sonrasında ise kaçıp gittiğiniz insanların dünyası sizin bıraktığınız gibi kalsın isterseniz. Gelirsiniz belli bir doyuma ulaştıktan sonra gidersiniz. O kişi ne halde kaldı yarım mı kaldı eksik mi kaldı çok da önemli değildir. O ise en az sizin kadar hatta sizden daha da eksiktir. Sizin geçerken arada uğradığınız bu durak boşluktadır, yalnızdır, ve hastadır. Zaten bitmiştir, kendine olan saygısını yitireli çok olmuştur. Kendi cehenneminde boğuşurken size iyi gelse de kendinden vazgeçeli çok olmuştur. Ve ümidi de yoktur kendine dair kendi çukurundadır. Azrail bugün gelse imanıyla gideceğine emin olsa bir saniye düşünmez dünyadan ayrılmak için. Ama imanıyla gidemeyecek kadar uzaktır Allah'tan kendi nazarında. Kendi çöplüğüne gelip işinize yarayanı alıp giden sizin için ise sadece mutlu olduğunuz, değer gördüğünüz, kendinizi özel hissettiğiniz müddetçe bir problem yoktur. O kendi çöplüğünde iki ucu değil tamamı boklu değnekte. Gölge etmeyin işiniz bittiyse bir kenara bırakın... Masum değiliz hiç birimiz...
İşte tam da burada, insan kendini ve duygularını , duygu yorgunluğu olmaması açısından korumalı.kimse kimsenin yaz - boz tahtası değil.!!
ölçü belirlenmiştir kimyamızı bilen Rab tarafından.fıtratımızı yaratan en iyi bilen olduğu için bir , kıymet vermiş, öyle tek kullanımlık kullan - at (!) denilen deforme olmuş peçete muamelesi yapamazsın demiş bu sınırla ile...sev - sevil , bunlar çok kıymetli ama kendinin de hakkına girmeden yormadan , bir kuşun kanadını sever gibi ürktmeden ,Allah lı ve anlamlı olarak.iste o zaman kıymetini kıymet verenden alan kalp örselenmiyor al aşağı edilmiyor.
Hiçbir şey hissetmemek, bazen en sessiz çöküştür. Gülersin ama içi boştur. Bu, bedenin kendini korumak için duyguları kapatmasıdır. İyileşme, yeniden hissetmeye izin verdiğin anda başlar.