Eğer bir şeyi bütün olarak görebilirsen,” dedi, “hep güzelmiş gibi görünür. Gezegenler, yaşamlar… Ama yakından bakıldığında bir dünya yalnızca toz ve kayadan oluşur. Günden güne yaşam daha da zorlaşır, yorulursun, ritmi kaçırsın. Uzaklığı ararsın-ara vermeyi. Dünyanın ne kadar güzel olduğunu görmenin yolu, onu ay gibi görmekten geçiyor. Yaşamın ne kadar güzel olduğunu görmenin yolu ölümün bakış açısından bakmaktan geçiyor.”
“Urras için iyi. O orada ay olarak kalsın- onu istemiyorum! Ama bir mezar taşının üzerinde durup, yaşama bakıp ‘Ne güzel!’ demeye yokum. Onu burada, yaşamın ortasında, şimdi görmek istiyorum. Sonsuzluk umurumda değil.”
Shevek gülümseyerek “Sonsuzlukla ilgisi yok,” dedi- gümüşi renkte gölgeler içinde, zayıf tüylü bir adamdı. “Yaşamı bütün olarak görmen için tek yapman gereken şey, onu ölümlü olarak görmek. Ben öleceğim, sen öleceksin; başka türlü birbirimizi nasıl sevebilirdik? Güneş de bir gün sönecek, başka türlü nasıl parlamaya devam edebilir?”