"Mutluluk ve özgürlük, bir tek ilkenin açık seçik anlaşılmasıyla başlar: bazı şeyleri kontrol edebiliriz, bazı şeyleri kontrol edemeyiz. Ancak siz bu temel kuralla yüzleştikten, neyi kontrol edebileceğinizi ve neyi edemeyeceğinizi öğrendikten sonra, içsel sakinliğe ve dışsal etkinliğe ulaşabilirsiniz.
Kontrolümüz altına alabileceğimiz şeyler, zanlarımız, şiddetli arzularımız, isteklerimiz ve bizi tiksindiren şeylerdir. Bu alanlar bizi doğrudan ilgilendiren şeylerdir, çünkü onlar doğrudan etki alanımız tarafından yönetilirler. İçsel yaşamlarımız ve karakterimizle ilgili seçimleri her zaman kendimiz yaparız.
Bununla birlikte, kontrolümüz dışında olanlar, ne çeşit bedene sahip olduğumuz, zengin ya da fakir bir aileye doğmamız, diğer insanlar tarafından nasıl görüldüğümüz ve toplumdaki düzeyimiz gibi şeylerdir. Tüm bunların dış etkenlere bağlı olduğunu ve dolayısıyla bizi doğrudan ilgilendirmediklerini anımsamalıyız. Kontrol edemeyeceğimiz ve değiştiremeyeceğimiz şeyleri kontrol etmeye ve değiştirmeye çalışmamız yalnızca şiddetli bir acı duymamıza neden olur."
"Hayat bir şekilde akıp gidiyor, maddi manevi zorlukların bir şekilde üstesinden geliniyor. Hatta bu zorlukların, hayatta kalmak için birer amaca dönüştüğü oluyor. Vatandaşların her gün karnını doyurma ve hayatta kalma amacıyla hareket ettiği yoksul ülkelerde intihar oranları neden daha az? Çünkü öylesi ülkelerde insanların, hayatta kalma savaşı vermekten insan ilişkilerine veya gönül işlerine üzülmeye fırsatı bile olmuyor. Hayatı yaşayamayanların birinci önceliği hayatta kalmaktır.
Biz o kısmı geçtik. Zaten hayattayız ve birey olarak hayatta kalma becerilerimiz var. Şimdi yaşamak lazım... Biliyoruz ki diğer insanlarla olan ilişkilerimiz, yaşam kalitemizi doğrudan etkiler. Biliyoruz ki hayatta kalmak ile yaşamak aynı şey değildir. Biz, yaşamak istiyoruz!"
"Sevgi alışverişinden mahrum kalanlar için zaman, yalnızca ağrı kesicidir. Lâkin ağrıyı hissetmemek, yaralarımızın iyileştiği anlamına gelmez.
Daha kötüsü var mı? Var! Yaşı ilerlerken aklı sabit kalanlar için zaman, akıp giden bir trenden farklı değildir. Öylece bakarlar; ağrıyan büyük başlarıyla...
Peki, bundan daha kötüsü olabilir mi? Olmaz mı? Daha kötüsü de var! İleriye doğru akan bir kavramda geriye gitme çabası olanlara ne diyorduk? Gerici!
Dolayısıyla zaman her şeyin değil, zamana eşlik edenlerin ilacıdır."