Birinci Dünya Savaşı, edebiyatta romantik-idealist ütopya rüyalarının sonunu getirmiştir; tıpkı gerçek dünyada hayata geçirilmek üzere olan birkaç ütopik planın korkunç sonuçlara yol açacağı gibi... Hem Rusya'daki komünist rejim hem de Almanya'daki Nazi hakimiyeti ütopik birer hayal olarak başlamıştır.
2007
Syf. 47
"kitaplara ve çiçeklere, eskiden psikologların 'iç güdüsel' dediği bir nefret ile büyüyecekler. Refleksleri değişmez bir biçimde şartlandırılır. Hayatları boyunca kitaplardan ve botanikten uzakta, güvende olacaklar.
.
.
Syf. 48
Kır çiçekleri ve manzara seyretmenin önemli bir kusuru var, bedavalar, diye açıkladı. Doğa sevgisiyle fabrikalar çalışmaz.
*Ütopyalar gerçekleşebilir şeylerdir. Belki de yeni bir çağın başındayız; öyle bir çağ ki, aydınları ve olgun kişileri ütopyaların nasıl önlenmesi gerektiğini ve ütopik olmayan daha az 'mükemmel', ama daha çok özgür bir topluma nasıl dönülebileceğini tartışmaya başlayacaklar.
Ha evet, ırkçılık, hizipçilik, ayrımcılık yaparak, Türkleri, Kürtleri, İranlıları ve Arapları birbirine düşürerek. Biz aptallar da bu oyunu göremiyoruz; birbirimizi yiyoruz. Ulusalcısı Kemalisti sağcısı solcusu diline doladı gerçi; ama hakikat Gregor: Çanakkale bu yüzden fevkalade önemlidir. Şehitliklerde Türk, Arap, Kürt, Laz, Çerkes cümle müslüman yan yana yatmaktadır.