Hayat bazen bizi değişebileceğimize, daha iyi bir hayat yaşayabileceğimize inandırır fakat ne yaşanırsa yaşansın, hayatın hangi evresinden geçersek geçelim asla değişemeyiz. İçimizde bulunan özümüz asla kendini yitirmez. Kitapta her ne kadar Alex isimli genç karaktere tiksintiyle bakmış olsam da yine de hayatın belli bir döneminde yapılmış (aile ve eğitim yapısı, çevre faktörleri, dönemin yönetim şekli vb. etkenlerle) yanlışların bütün bir ömre pay edilmesi doğru değildir. İnsanlar değişmez, değişmek istemez. İyiyi tercih edebilirsiniz , kötüyü tercih edebilirsiniz fakat yaptığınız sadece bir tercihten ibaret değildir, yaşayacağınız hayatın da önizlemesi gibidir. İyilikten nefret eden birini, nefretine hayran bırakamazsınız. Dünyayı kirli, pis ve yaban elleriyle bir otomatik portakal gibi çeviren birileri var ve ne pahasına olursa olsun mevcut düzenin bir parçası haline gelmemiz için çabalıyorlar. Kendi benliğimizin iyi veya kötü olup olmadığını, yaşlı adamları dövmediğimize, küçük kızlara art niyetle bakmadığımıza, kana susamadığımıza emin miyiz? Biz ne yaptığını ne yapacağını bilmeyen, yüreğinde çöreklenip oturmuş yılanları olan insanlarız.
Şimdi söyleyin bakalım ne yapacağımızı? Ha ?