Nergis ellerini ellerimden çekti ve birden coşkulu kalabalığa doğru, Bayram! Bayram! diye bağırdı o sırada. Bağırırken de bana dirseğiyle kuvvetlice vurdu. Sol tarafa, İşte tam şuracığa vurdu, onun sevgisiyle tıp tıp atan kalbimin üstüne. Darbeyi alınca sendeledim tabii ben, nergis de bunu görür görmez var gücüyle itti sırtımdan. Hem de öyle bir itti ki, ben kaldırımdan fırladığım gibi neye uğradığımı bile anlayamadan mezarlıkta buldum kendimi ve Tepetaklak bir çukurun içine düştüm.
Hem, kaçmak ne demek? Biçimsel bir şey değil midir kaçmak? Önemli olan, onun yalnızca gidecek yeri olmadığı için kaçmayışı değil, psikolojik bakımdan kaçamayacağıdır...