“Od”, Yunus Emre’nin hayatını anlatıyor gibi görünüyor ama aslında insanın kendi içindeki yangını anlamasına dair bir kitap. Sayfaları çevirdikçe Yunus’un yolculuğunu değil, kendi içimdeki yolculuğu izlediğimi hissettim. Bazı cümleler öylesine sakin ama aynı zamanda derin ki, insan okurken durup kendini düşünüyor.
Bu kitap bana, aradığımız şeyin dışarıda değil, içeride olduğunu hatırlattı. Yunus’un her sınavında, teslim oluşunda, sabrında kendi hayatımdan izler buldum. Kimi sayfalar ağır geldi, hatta sindirmek için mola verdiğim oldu. Çünkü kitap sadece okunmuyor; insanın içine işliyor.
İskender Pala’nın dili sade ama vurucu. “Od”, aceleyle okunacak bir roman değil. Okurken yavaşlıyorsun, duruyorsun, düşünüyorsun.
En çok aklımda kalan his:
Kendini bulmak için önce kendinden geçmen gerekiyor.