... artık böyle yaşamak istemiyordu. Ama nasıl son verecekti? Hiçbir düşüncesi yoktu bu konuda. Aslında düşünmek de istemiyordu. Düşünce denen şeyi kovmuştu kafasından; acı veriyordu düşünceleri ona. Bildiği, hissettiği bir tek şey vardı: Şöyle ya da böyle, her şey değişmeliydi; umutsuzlukla, bir inançla ve kararlılıkla.
Beni kötü yetiştirdiler. Annem de, babam da bana gerekli eğitimi vermediler. Yaşamak için demek istiyorum. Bana yaşamasını öğretmediler. Daha doğrusu, bana her şeyin öğrenilerek yaşanacağını öğrettiler. Yaşanırken öğrenileceğini öğretmediler.
“Ayrıca şunu da belirtmek isterim ki, sanatın yardımına başvuran doğuştan şair, kendini geliştirir ve sadece sanatı bilerek şair olmak isteyen kişiden üstün olur; çünkü sanat tabiattan üstün değildir, tabiatı tamamlar. Kısacası, tabiatla sanat, sanatla tabiat birleşince, ortaya mükemmel bir şair çıkar”