Klasikler, kişisel gelişim kitapları, basit yaşam öyküleri okurken arada bilim kurgu, korku ya da fantastik kitaplarla zihin dünyasını çeşnilendirmek zevkli oluyor. Son zamanlarda klasiklerin melankolisindeydim biraz. Olasılıksız (Ve henüz başlarında sayılacağım Empati.) farklı bir ufuk açtı. Dün çarşıda dolanırken insanların yüzüne zihinlerini okumak, onlarda bir şeyler görmek ister gibi baktığımı fark ettim :D Kitapla ilgili yapılan yorumların tekrarına düşmek istemiyorum. Ama kafa yoran, düşündüren, işin içine fiziği, kimyayı, felsefeyi katan zekice kurgulanmış kitaplar gerçekten olağanüstü oluyor. Adam Fawer bunu çok güzel yapmış. Kitabı okuyunca kendisini de biraz arattım internetten. Görme yetişinin çoğunu çocuklukta kaybetmiş. Bilincindeki bu canlılık fiziki uyaranların azlığından kaynaklanıyor muhtemelen. Zihin dünyasının canlılığını, her iki kitapta da çok çekici resmetmiş. Muhteşem bir yetenek. Empati kitabında köpekle dolaşan bir adam var. Kendisini mi koyuyor acaba kitaba diye bir meraklandırdı. Bakalım orada neler olacak.
Kitapla ilgili bende asıl aydınlatmayı yaşatan şey "toplu bilinç" kavramı oldu. Kelebek etkisinin başka bir yorumu bu. Olan ve olmayan herşeyden yaşayan ve yaşamış olan herkesin sorumlu olduğunu düşündürüyor. "Ben ne yapabilirim, ne yapabilirdim?" Acizliğini yüzümüze çarpıyor.
10/10
...