Kütüphane, bütün çağların bütün ülkelerin ölümsüzleri ile dolu. Bu ulular bezmine kabul edilmenin tek şartı, liyakat. Mâbede bayağılar giremez. Diriler naziktir, ölümsüzler titiz.
El-yurt üçün tartqan elemni şahliq textige qiyas etkülük Xelq/Veten yolidiki bir minüt qayğu miñ yilliq rahet üçün yetkülük Cahan şu cahan kelgenler kéter, özidin yaxşi izni qoyup ketkülük Yaxşi iz néme, el üçün xizmet, emes yaxşi iz mal bilen mülük Eger tilerken elniñ hayati canni şadlinip uni bergülük
Zaman gerçe namert zamandur, mert yigit bolup devran sürgülük Hayat küreştin ibarettur ey, tosalğularni kürişip yeñgülük Ğayelik şexske düşmen köp bolur, undaq düşmanni tozanğa kömgülük Şexsiy düşmenlik yigitlik emes, el-yurt/veten düşmenini düşmen bilgülük Tamager bolup hayat turguçe qanaet qilip açtin ölgülük Tülkilik qilip hayat sürgiçe şirane sövlet bilen ölgülük Elniñ bextini közlep ey Ziya, yiğlisa yiğlap külse külgülük Vatan-millet için çekilen elemi şahlık tahtına kıyas etmeli Halk/Vatan yolundaki bir dakikalık kaygı bin yıllık rahat için yetmeli Hayat bu hayat, gelenler gider, kendinden iyi bir iz bırakıp gitmeli İyi iz nedir, millet için hizmettir, değildir iyi iz mal ve mülk
youtu.be/xG5wum7zoYY
Gök Türkler bu loş yerdeki yüzbaşıyı görememişlerdi. Karabuka ölmüş, ölmeden önce parmağını kanına batırarak duvarın temiz ve ak yerine şunları yazmıştı: «Buyruğu yerine getirdim. Ötüken'e selam ... »
Bu kahramanlığı yaparken bin üç yüz yıl sonra bir yazıcının, kendi hatıralarını yaşatmak için bu satırları yazacağını düşünmüyorlar, şanlı maceralarını Türk oğullarının nasıl bir ihtirasla okuyacaklarını bilmiyorlardı.