Elbette ki okul, amacı insanoğlunun dünya görüşünü şekillendirmek olan tek modern kurum değildir. Aile yaşamının, askerliğin, hastalıkla mücadelenin ve medyanın gizli müfredatı insanın
dünyasını -düşüncesini, dilini ve taleplerini- kurumsal olarak yönetmede etkin role sahiptir. Okul, eleştirel yargı oluşturmanın birincil işlevine sahip olduğuna inanıldığından dolayı, insanları daha derinden ve daha sistematik bir şekilde köleleştirmektedir.
Fakat bireysel gelişme ölçülebilir bir meta değildir. 0, ne herhangi bir çeşit baskıya ya da herhangi bir müfredata karşı ölçülebilirdir ne de bir başka kişinin başarısıyla karşılaştırılabilen disiplin altındaki muhalifler arasında gelişebilir.
Eşit eğitim firsatı, aslında hem arzulanan hem de uygulanabilir bir hedeftir, ancak bunu zorunlu eğitime endekslemek elmayla armudu eşitlemek demektir. Okul, modernize edilmiş bir proletaryanın dünya dini hâline geldi ve teknolojik çağın yoksullarına beyhude bir kurtuluş vadediyor. Ulus-devlet bunu benimsedi ve eski zamanların ruhban sınıfina ait başlangıç ritüelleri gibi, tüm vatandaşlarını derecelendirilmiş bir müfredat içinde sırayla diplomalar almaya koşullandırdı. İspanya kralları, fetihçileri ve engizisyonu kullanarak kendi teologlarının kararlarını uygulattığı gibi modern devlet de okul kaçaklarıyla ilgilenen iyi niyetli görevlilerinin iş ihtiyacına binaen, eğitimin ve eğitimcilerin değerlendirilmesi
görevini üstlenmiştir.
Anayasa Mahkemesi YargıcıWilliam O. Douglas, "Bir kurum kurmanın tek yolu onu finanse etmek' olduğu görüşünü ortaya koymuştur. Bunun tersi de doğrudur. Sağlık, eğitim ve refah hizmeti veren kurumlara maddi desteği kesilerek, bu kurumların yan etkisi olan yoksulluk artışı durdurulabilir.