Şermin Yaşar’ın kaleminde dil adeta yerini bulmuş; ifadeler doğal, deyimler ve atasözleri ise tam kararında kullanılmış.
Karakterler öylesine canlı ki yazarın zihnindeki sorguları, iç çatışmaları ve anlatmak istediklerini eksiksiz taşıyor. Mekânlar, zamanlar ve duygular okuyucunun gözünde net bir şekilde beliriyor; her şey olması gerektiği gibi akıyor.
Ama kitabı asıl güçlü kılan yalnızca bu ustalık değil. Her satır insanın içine işliyor, her cümle sevdiklerine daha çok zaman ayırması gerektiğini hatırlatıyor. Paragraflar insanı alıp uzak düşüncelere götürürken, sayfalar ilerledikçe kişi kendini sorgulamadan edemiyor; bölümler ise boğazda düğümlenen bir his bırakıyor.
Bu eser, sadece sürükleyici olmakla kalmıyor; aynı zamanda insanın içini yumuşatıp gözlerini dolduruyor. Sevdiklerine sarılma isteği uyandırıyor, geç kalmışlık duygusunu hissettiriyor ve sahip olunanların kıymetini fark ettiriyor. Kısacası, insanı hayata ve sevdiklerine daha sıkı tutunmaya çağıran güçlü bir anlatı sunuyor.
"Altı harfli bir tatlı: Meltem... Babaannemin tarif defteri, dedemin bulmacası, çocukluğumun içinden çıkan izler, sevilmiş olmanın kanıtı. Her şey o kadar da kötü değilmiş hissi... Çok bambaşka, çok kıymetli bir an...