...başarı kazandığında bir tanrı heykeli gibi halkın karşısında gövde gösterisi yaparak dolaşmaktan ve nihayet çarşıda, pazarda sergilensin diye bronz heykelini döktürmekten daha aptalca bir şey yoktur. Sonra bir de ad ve soyadı değiştirmeler, hiç kimseye verilmemiş unvanları taşımalar ve en adi tiranları bile tanrıların seviyesine çıkaran resmi törenler düzenlemeler var tabii. Bütün bunlar deliliğin daniskasıdır ve bu kadar saçmalık için, herkes kabul eder ki bir tek Democritus yetmez. Yine de bunca belagat sahibi adamın yazılarında göklere çıkarılan kudretli kahramanlar işte bu kaynaktan beslenir. Aynı deliliktir ki toplumları yaratır, imparatorlukları yaşatır, resmi ilişkileri kurgular, dinleri, mahkemeleri, konseyleri yaratır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Che Guevara’nın 6 Temmuz 1958’de Meksika’da hapisteyken annesine yazdığı mektupta “Şimdiden ölümümü bir başarısızlık olarak görmüyorum. Hatta Nazım’ın da dediği gibi “Yalnız yarım kalmış bir şarkının acısını toprağa götüreceğim” dediğini her nazım hayranı bilmez mesela.
Birisi, Tevfik Fikret'in oğluna yazdığı şiiri okuyormuş. "Eğer bu memlekette bir gün sabah olursa Haluk!" dizesini okur okumaz, arkadaşı hemen yapıştırmış: "Bil ki fecr-i kaziptir."
(Fecr-i kazip: yalancı şafak.)