"..Sonra yara izi gibi bir şey kalıyor… Zamanla kabuk bağlıyor. Elin hep oraya gidiyor; kaşıyorsun… İnsanın, diliyle eksik dişini yoklamasına benziyor. Sonra kaşımamayı, yoklamamayı öğreniyorsun.."
"..Dibe vurmak diye bir şey yok." dedi içinden. "Çünkü dünyanın dibi yok. En fazla yerin dibine geçerim, oradan da girer dünyanın öbür tarafından çıkarım. Biraz da oralarda dolanırım.."
"...ne diyordum, dünyanın düşünceleri yoktur. Otların canı sıkılmaz. Kurşunkalem
kendini ağaç sanır. Ufuk, hüthüt kuşu. Seni bilmem, bir söylene dönüşmek içindir dünya.
Onun için başka bir son yok. Bir söylene dönüşmek, bir söylen olmak! Sonsuzluk dediğimiz budur.."