Şeyma Rümeysa Özkan

TEKNOLOJİ NEREYE GİDİYOR?
5/10
·494 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
Ne desem nasıl başlasam bilemiyorum bu incelemeye açıkçası. Hem çok sevdim hem sevemedim kitabı. Evet bir şekilde başlayacağım ne de olsa; başlayalım bakalım. Kitap oldukça sıkıcı ilerliyor. Betimlemeler, kurguya yedirilememiş fazlaca detaylara boğulmalar derken yer yer sayfaları atlayarak okuma isteğine kapıldım. Tabii bazı takıntılarım bunu yapmama engel oldu ve sonuna kadar okudum. İyi tarafına gelecek olursak, kitap devamlı aklımda. Her yeni teknolojik gelişmede yazarımızın bunca şeyi tahmin etmesi hatta yeni teknolojik olaylara verilen isimlendirmeleri dahi böylesine ileri görüşlü olarak işlemesi beni çok etkiledi. Günümüzde şeffaflık politikasını gerçekleştirmeye çalışan politikacılardan tutun da izlediğimiz dizilerde tek tıkla tüm sokak görüntü kameralarına ulaşan başrol oyuncularına, artık her yerimizin kamera dolu olmasına kadar bir yerlerden tanıdık geliyor mu bunlar size de? Ya da şunu söyleyeyim alışveriş sitelerinden alışveriş yaparken yapılan yorumlara göre alacağımız ürüne karar vermemiz. Yorumlarımızla bir esnafı bitirecek veya zengin edebilecek güce sahip olmamız. Artık her markanın ürünleri için yorum üretmeye çalışması. Devamlı olarak her anımızın kayıt altında olması, sosyal medyada her şeyimizi paylaşmamız... Kitapta işte bunların hepsi geçiyor üstelik bundan yıllar önce yazılmış bir kitapta. Tek farkla ki biraz abartı olarak bu gelişmeye ayak uydurmayan insanlar dışlanıyorlar. Gerçek dünyada romandan farklı olarak gelişmeye ayak uydurmak istemeyen insanlar bu konuda karar alırken daha özgürler ve teknolojinin gelişmesi öyle bir yayılıyor ki asla belirgin olarak bir tehlike hissedemiyoruz. Kitapta ise bu tehlikeyi devamlı hissediyorsunuz. “Bu kadarını da kabul etmek aptallık olur ya” diyorsunuz fakat sonra yaşadığınız dünyaya dönüp baktığınızda
Teknoloji
ÇemberDave Eggers · Siren Yayınları · 2016302 okunma
Reklam
Spoiler içerir
Puan vermedi·312 syf.··
2020 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2020 20:04
——-SPOİLER İÇERİR——- Kitap Feribe adındaki karakterimizin aşk acısını unutmak istemesiyle başlıyor. Kitaba başladığınızda sanırım unutmak üzerine bilimsel derslerin yer alacağı sade bir roman olduğu düşüncesine kapılsanızda, ilerledikçe çok farklı boyutlara gidiyor. Feribe evli ve kocasını aldatmış bir kadın. Bir yandan bunun suçluluk duygusunu yaşarken bir yandan da sevdiği aşık olduğu adam tarafından ayrılmak zorundayız gibi bir takım sebeplerle terk ediliyor ve bunun acısını çekiyor. Hem de nasıl acı çekmek. Nermin Yıldırım’ın diğer kitaplarında da gözlemlediğim gibi acıyı tarif etme biçimi ve gündelik hayattaki basit imgelerle tasvir yapması benim çok sevdiğim bir yön. Bu kitapta da Feribe’nin yaşadığı aşk acısını oldukça derinden hissediyorsunuz. Ben bir yandan aldatan bir kadın olarak tasvip etmediğim bu davranışın romanda nereye doğru yol alacağını merak ederken bir yandan da mazi imha merkezi diye tabir edilen merkezin gizemini merak ettim. Bu iki merak arasında kitapta yol almaya devam ederken Feribe’nin geçmiş acılarına ulaştım. Feribe’nin yaşadığı suçluluk duygusunun aslında kocasına karşı değil annesine karşı olduğunu öğreniyorsunuz bir yerden sonra. Annesi aldatılan bir kadın olarak bunun acısını kaldıramayıp intihar etmiş ve buna Feribe şahit olmuştur. Bu yüzden babasının yaptığı hatayı genetik bir hata gibi üstünde taşıyıp kendisi de yaptığı için annesine karşı yoğun bir suçluluk duyuyor. Bunların yanında çalıştığı bankadaki hırsızlık olayının üzerine kalması ve bu olayın talihsizliğinin bir şekilde istemediği bir işte ömür tüketmenin saçmalığını fark edip istifa etmesine kadar ilerleyeceğini ilk başlarda bilmiyor Feribe. Yaşanan tüm bu olanlarda bazen eşi Vedat’ın saf olduğunu düşünüyorsunuz. Nasıl bunca olan biteni fark etmez diyorsunuz ki. Kitabın
Edebiyat
Unutma DersleriNermin Yıldırım · Doğan Kitap · 20195,4bin okunma