⎯ Letavitsa.

⎯ Letavitsa.
@Letavittsa
Benim ruhumu canlı tutan Tanrıyı; En yüce şekilde yarattım ruhumda, Benim evrenimde, Yalan ve nefret yerine sevgi ve hüzün vardı. Susmayan zihnimin içinde yalnızca sen vardın.
Seni düşündükçe, Gül dikiyorum elimin değdiği yere. Kalp ritmim değişiyor ve bestekar oluyorum gözyaşlarının beni götürdüğü ıssız karanlıkta. Sen görülünce, başlar sessiz baharın adımları. Çiçekleri görüyorum seni gördüğüm yerde, Güzel olan her şeyin adını biliyorum, Tanrı nasıl sevilir, evren nasıl anlaşılır, Her şey çok açık aşkımızın aydınlığında. Sen nasıl gidiyorsan, mevsimler öyle terk ediyor aklımı Yapraklar dökülmüyor fakat, Ben içten içe dökülüyorum. Tanıştığımızda, söylemiştim ne denli çok benzediğimizi, Almışım hastalığını da, seni sevdikçe benzemişim sana. Evren de öyle değil mi? Yaratıldıkça benzer yaratıcıya. Ben dinimi sana baktıkça daha derinden görüyorum. Görülmeyen yerden, gidilmeyen denizlerden. Sana benzeyen ne varsa; benzetmekten yazıyorum şiirleri, Belki bini, belki birini; hiçbirini karıştırmadan Yalnız senin özünle, bitmeyen yerde, Bitmeyen şekilde, ölmeyen şekliyle.
Şiir
Reklam
Tanrıyla mesafeliyim diye şiir yazmıyorum bu aralar. | 0708 Mesafelerin arasında dağlar, gökler, bitkiler Evrenler var. Şiir evrenin ötesinde diyorum; Şiire dahi ayırıyorum aramı, çünkü yaşamdan noksanım şimdi. Hiç varolamadım eskisi gibi. Göremiyorum hayattayken ölü bedenimi. Gökler uğulduyor varlığımın altında ve ben daha da dibe düşüyorum karanlıkta. Maneviyatım Tanrı’yı geçiyor, Tanrı’dan geçmiyor asla.
Gözyaşlarımla yıkıyorum yüzümü, Ve derin gelmiyor hiçbir yüzünüz, ― Rüyalarım kadar. Rüyalarımda bir hayat var ― Ve yaratmış kendi içinde cehennemi, Hem de nasıl mutlu iblis gibi. Nasıl bastırdıysa kendini, Dökülüyor yağmurundan öfke nöbetleri, ― Açık ve sağduyulu; şehvet, kan, acı. Hepsi birlikte ve uyandığında, Döndüğünde rüyaların rüyasına; nasıl suçlu. Düşünmedi sanki; yaşamadıklarını yaşadığını, Beyin nasıl kuruyorsa hayatını, Uyku mecburiyette görmek zorundasın rüyalarını. Düşmedi hiç sanki; uyandığında aynı, Uyuduğunda nitekim farklı. Nerede yandığına değil. Nerede yaşadığına ağıt yakmalı. ― Izdırap zaruri, sen ruhuna gömülene dek.
Şiir
Dışarıdan ölmeyen, gömülür içeriden. İçeriden ölmeyen, dışarıda kaybolur bazen. İçeride sonsuz olan; hayat gibi. Bir gün sonlu gibi kaybolur cümlelerimiz. Evvela içeriden Tanrı gibi sonsuzluğu bulur. Bu paradoksun içinde ve; merhametle, Seviyorum hâlâ seni. Uymuyor cümlelerim birbirine ― ve kâfiyesi yok kendi içinde, Bulamıyorum çünkü dudaklarını, Bizim dudaklarımız kâfiyeli denirse; Ne denli kaçsa da Tanrı benden, Bir olma amacıyla kurtuluyorum kaderden. Keder kaderdendir, Hüzün ve bahtsızlık dönüşümdür, Ölmeye, gömülmeye, yok olmaya ― ya da başlamadan yeniye.
Şiir