Az sonra localarında yerlerini alırlarken "Hiç kadın oyuncu adı söylemediniz dedeciğim" dedi."Mınakyan'dan söz açıldı da onun için öyle konuştuk. Olmaz mı hiç Afife! Eliza Binemeciyan var mesela kadınlardan.
"Hiç Müslüman kadın oyuncu yok mu?"
"Yok maalesef."
"Neden dede?"
"Müslüman kadınların sahneye çıkması yasak da ondan!"
Ve adam karnı açlıktan kazınarak tekneye gelecekmiş,çünkü işten evlerine dönen erkekler,midesi olan ve karnını doyurması gereken varlıkların sadece kendileri olduğunu zannederler.
Ben çocukken evimiz hiç kedisiz kalmazdi. O kedilerle uyum içinde, yakın bir şekilde yaşamıştık. Ve kediler her zaman benim en iyi arkadaşlarımdı. Kardeşim yoktu; en yakınlarım kediler ve kitaplar olmuştu. Verandada (o dönemki evlerde veranda olurdu) kedimle güneşlenmeyi pek severdim. lyi de madem kedilerle böylesine içli dışlydık, neden o kediyi sahile götürüp bırakmak zorunda kalmıştık? Peki ben neden onu bırakmaya karşı çıkmamıştım? Bu sorular o kedinin bizden önce eve dönmüş olmasıyla birlikte
bugün bile benim için büyük bir sır olmayı sürdürür.
Kuşum ölmedi. Benim elimden mama bile yiyiyor.Canlanıyormuş yavaş yavaş,
"Yaşayacak," dedi Nuran.
Hep benimle kalsın istiyorum. Ama biraz büyüyünce uçmak istermiş
"O zaman beni brakp gider mi?" diye sordum.Uçma zamanı gelince gitmesi gerekirmiş. Kuşlar tutsak yaşayamazlarmış. Ya çocuklar, İnci? Onlar tutsak yaşayabilirler mi?
Kuşumun adını Barış koydum.
Minik Barış!