“Attığım her adımda öfkem kavursa da beni,
Kimse görmez bende sendeki alevi,
Ancak beni çileden çıkaran öyle bir şey var ki
İkiyüzlü, haksız, çıkarcı bir adam görmek
Leşe susamış bir akbaba, yaygaracı bir maymun görmek gibi
Ağzı köpüren bir kurt adeta karşımdaki…”
…tek bir Pazar ayinini kaçırmayan kendini dine adamışların, “dostlarının” itibarını beş paralık etmekte nasıl hiç tereddüt etmediğini; siyasetçilerin hayırseverlikle geçinip iğrenç virane evleri ziyaret etmekten, genellikle pis olan ve her daim kaba saba davranan fakirlere temas etmekten nasıl dehşet içinde kaçtıklarını görürüz.
“Duygusal durumların şiddetine usulca boyun eğen akıl, aslında irade bakımından fazla tatmin olmaz. Ondan aldığı yavan emirleri yerine getirmeyi sevmez. Duyumsal gücün, tutkuyla renklendirilmiş duygusal emirlere ihtiyacı vardır.”
“Elâlem ne der?” diye boyun eğmek, en hoş, en kibar insanları bile hiçbir özgünlüğü olmayan, ipleri başkasının elinde olan son derece mekanik kuklalara dönüştürür.