Serdar Karahasanoğlu

Serdar Karahasanoğlu
@Letranger____
Sosyal medyanın insan bilincini yükseltebileceğine ve milyarlarca insanın birbirine prefrontal korteksleri aracılığıyla bağlanarak ortak insanlık yaklaşımını yayabileceğine safça inanırdım.Ancak fark ettim ki sosyal medya şirketleri prefrontal korteksleri birbirine bağlamaya özendirilmiyor.Aksine, insanlık için çok daha tehlikeli olan, birbirine bağlı limbik sistemler yaratmaya teşvik ediliyor.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir saatlik yalan haber ya da nefret söylemi, on dakikalık doğruluk ya da merhametten veya bir saatlik uykudan üstün görüldü.Yalan ile nefretin psikolojik ve toplumsal yıkıcı gücüne karşılık, gerçeklerin merhamet ve uykunun insan refahı için önemi, algoritmaların gözünde yok hükmündeydi.İnsanlık hakkındaki bu daracık anlayışa dayanan algoritmalar en temel içgüdülerimizi teşvik ederken,insan potansiyelini tüm yönleriyle gerçekleştirmemize engel oluşturan yeni bir toplumsal sistemin kurulmasına önayak oldu.
Hükümet gelişmiş toplumların en güçlü kurumudur ve genellikle tatsız gerçekleri çarpıtmak ya da gizlemek en çok onun işine yarar.Gerçeklik arayışını denetlemeyi hükümete bırakmak,tilkiyi tavuk kümesine bekçi yapmaya benzer.
Fizik kurallarını hiçe sayarak bir bomba yapmaya çalışırsanız,muhtemelen o bomba patlamaz.Fakat gerçekleri görmezden gelerek bir ideoloji inşa ederseniz,her durumda çok tehlikeli ve yıkıcı olacaktır.Güç gerçeklere ve düzene bağlı olsa da genellikle düzeni nasıl sağlayacağını ve ideoloji geliştirmeyi bilen insanlar,mamut avlamayı veya bomba yapmayı bilenleri yönetirler.Franklin Delano Roosevelt,Robert Oppenheimer'a değil, Robert Oppenheimer,Franklin Delano Roosevelt'e itaat etmişti.Benzer şekilde Werner Heisenberg,Adolf Hitler'e itaat etmiş,Igor Kurchatov,Joseph Stalin'e boyun etmişti ve bugün halâ İran'daki nükleer fizikçiler Şii din adamlarının emirlerine amade.
Homo Sapiens dünyayı,bilgiyi her açıdan doğru bir gerçeklik haritasına dönüştürme becerisi sayesinde fethetmedi.Başarımızın sırrı daha ziyade,çok sayıda insanı birbirine bağlamak için bilgiyi kullanma yeteneğimiz.Bu yetenek ne yazık ki genellikle yalanlara, yanlışlara ve fantezilere inanmakla birarada gelişiyor.Teknolojik açıdan gelişmiş Nazi Almanyası ve Sovyetler Birliği gibi toplumlar da,hayal dünyasında yaşayıp sanrılara kapılmış olsa da bu eğilimleri onları zayıflatmamıştı.Hatta doğruyu söylemek gerekirse,Nazi ve Stalinist ideolojilerin ırk ve sınıf gibi meselelere dair kitlesel hezeyanları,on milyonlarca insanın aynı safta yürümesine vesile olmuştu.