Hakikaten de insanlar iki sınıfa ayrılırdı: Yapanlar ve yaptıranlar. Para, yaptırmanın bir yolu idi ve bir kadına kendisine cilve yaptırmak, bir şarkıcıya şarkı söylettirmek, bir dansöze göbek dansı yaptırtmak, garsonlara hizmet ettirtmek ve oradakilere kendisine saygı duydurtmak isteyenler, buranın müşterisiydi. İnsan olmanın diğer yolu ise, âşık olmak, şarkı söylemek, dans etmek, kendi işini kendi görmek ve kendine saygı duymaktı. ‘İnsanı insan yapan akıldır’ diyen Aristo eğer o pavyona gitseydi, ‘parayı koklatanlar da insan yerine konulur’ fikrine varabilirdi. Kısacası, hayatlarını para kazanmaya adamış şahısların insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşamaları, pavyonda gelen hesap sebebiyle, onlara pahalıya patlıyordu.