Merhaba farklı bir eserin daha sonuna geldim yine çok şükür.
Kitap ilk başlarda bizim kendi tarihimizi kaybedip kendimiz olmaktan uzaklaşıp ilimden fenden dinden yolumuzu kaybedip suçu hep başkalarına atmamızdan dönüp kendimizi tanımak kendimizi bulmak yerine hep bir suçlu bulmamızdan bahsediyor.
Sonlara doğru günümüzde de hala aynı sorunun devam ettiği çeviri hatalarından bahsediyor.
Okumak isteyenlere tavsiye ederim sonlarda biraz sıkıcı olsa da okunmaya değer diye düşünüyorum.
Kitaptan bazı sözlerle incelememi bitiriyorum.
Olup biteni kötü olarak tanımlayabilmek kudreti tanım yapabilenlerin, yani elini korun içinde tutabilecek denli sabır ve tahammüle malik olabilenlerin mülkü. Bu mülkiyetin adı karamsarlık kötümserlik değil kötümserlik ana yönelik Nazarların değil geleceği karartan olacak olanın kudretinden şüphe edenlerin zavallılığı adalet ve merhametin tecellisinden umudunu kesenlerin Kadir’in kudret elini tutabilme becerisinden yoksun olanların çaresizliği.
Hayat hızlı hem de çok hızlı akıyor. Her şey zamanında ve zamanla akıyor zira zaman akıyor . Zaman gibi zamanın içindeki anlarda akıyor, Ağını yakalamak da durdurmak da yavaşlatmak da zor . Öyle ki on dahi biteviye akıyor.
Denizden seyreden bir gemide gibi miyiz yoksa? İçinde yaşadığımız çevren, geminin aktığı gibi akıyor daha çaresiz biz de onunla birlikte mi akıyoruz? Ayağımızın altındaki zemin kaydığı için mi biz de kayıyoruz? Geminin içinde gemi ile birlikte aktığımız için mi çevremizde akıyor gibi görünüyor?
Hayır! Hakikatte insandan gayrı akan bir şey yok ayağımızın altında kayan bir zaman da,zemin de kayan da akan da sadece biziz.
Ah bir durabilsek!
Beyler tanzimat ilan ettik olmadı, ardından iki tane meşrutiyet ilan ettik yine olmadı, onların ardından cumhuriyet ilan ettik yine olmadı,