Yunan mitolojisindeki Pandora'nın kutusu hikayesini bilirsin. Açılmaması gereken kutu açılır açılmaz hastalık, keder, kıskançlık, açgözlülük, şüphe, ihanet, açlık ve kin gibi alka gelebilecek her türlü kötülük ve uğursuzluk kutudan sürünerek kaçmış, gökyüzünü kaplayarak uçup gitmiş. Bundan sonra, insanlar ne yazık ki sonsuza kadar sefalet icinde acı çekip kıvranmak zorunda kalmış. Ancak kutunun köşesinde haşhaş tanesi kadar küçük, parıldayan bir taş kalmış ve taşın üzerine belli belirsiz "umut" kelimesi yazılıymış.
Bu kitapta umutsuz, ölmek isteyen Tarlakuşu'nun kendisi gibi tüberküloz hastalarının olduğu sağlık dojosundaki umudunu, yaşama sevincini tekrar kazanma yolculuğuna eşlik ediyoruz. Kitabı okumaya başlarken yazarın İnsanlığımı Yitirirken adlı kitabındaki gibi karamsar bi hava olacağını düşünmüştüm. Yanıldığım için çok mutluyum çünkü Tarlakuşu ile birlikte ben de umutlarımı tazeledim. Gerçek hayat da böyle değil mi zaten? Tam bitti derken yeniden başlamıyor muyuz?