Tasvirler, yoğun anlatışlar çok hoştu. Bir saat içinde elimde, zihnimde su gibi akıp gitti diyebilirim. Franz Kafka'nın tasvirleri kalemi kadar muazzam.
Selahattin Demirtaş'ın yavaş yavaş kaleminin oturduğunu bu romanını okurken göreceksiniz. Açıkçası beni derinden en çok etkileyen kitabıydı.. Katıla katıla ağladığım bu kitap o kadar olağanüstü duygular yarattı ben de ki.. Caner.. Efsun.. Kenan Kaya.. Kibar.. Mercan.. Esma.. Feyzi Gonca.. duygularımı alt üst eden karakterler oldu.. Hepsinin hikayesi o kadar acı ki. O kadar üzücü ki.. Efsunlu aşklar, anne kavramı, fedakarlık, planlanmış aşk ile hesap edilmeyen aşka tanık oldum, Hikayeleri ruhumu acıttı.
Bir süre bu kitabın üstüne başka bir kitap okumak istemiyorum, etkisinden kurtulmak istememek galiba benimkisi..
Eğer ben bir kitabı bitirdiğim için ağlıyorsam o kitap gerçekten benim için kutsal bir nitelik taşıyor demektir.
Selahattin Demirtaş; sen hep yaz, biz hep okuyalım. Hep gerçekçi yazan kalemine sağlık.. Ölümsüz bir eser bıraktın. Zevkle okudum, Hayran kaldım, Efsunlandım..
Ben her zaman şunu savunurum: Bir insan ne olursa olsun, hangi konumda, hangi statüde olursa olsun asla yapılan kötülüğe sağır, dilsiz olmamalı. Kayıtsız kalmamalı. Duyarsız, umursamaz olmamalı. Göz yummamalı. Her şeyden önce haksızlıklara, kötülüklere sessiz kalmamalı bunu yapanlar en az kötülüğü yapanlar kadar suçludur. Aşağılıklıktır, iğrençliktir, mide bulandırıcı, tiksindiricidir. Her şeyden önce insan olmalı.. Ölü topluluğun birer duyarsız hayaletleri olunmamalı..
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma
Bir kadın düşünün hayatı boyunca bir adamı deliler gibi platonik seven... Bu adam öyle bir adamki ismini sormaya bile tenezzül etmeyen, onu sayısız karşılaşmadan sonra bile asla hatırlamayan, tanımayan, bir adam..
Yazarın adamın ismini de tam söylememiş olması açıkçası beni mutlu etti, bir nevi bilinmeyen kadına yapılan bir incelikti, saygıydı.
Bilinmeyen kadının mektubu, iç dünyamızdaki bütün duyguları yoğun yaşamamıza, onları bir bir açığa çıkartmamıza, keşfetmemize, vesile oluyor. Ben fazlasıyla muazzam bir şekilde yaşadım bunları..
Kadının mektubunda bile ismini söylemeyip, "Sana, beni asla tanınmamış olan sana" demesi işte sadece bu cümleye sayısız kitap yazılabilir.
Tutkulu bir aşka tanık olacağınız bir kitap.
Uzun zamandır Dostoyevski okumamamın verdiği hasretle bir solukta okudum diyebilirim.
Yoğun duygu selleri yaşadığım, aşkın en saf hallerine tanık olduğum, iki yalnız, çaresiz kalmış insanların sevgiye açlığını gördüğüm, aynı zamanda hayalperestliğin doruk noktasına nutkum tutulurcasına vardığım, karşılıksız, çıkarsız, kırmadan, incitmeden bir insanı bu kadar sevmek, güzel sevmek, ne güzel, ne hoş...
Dostoyevski kalemine aşığım.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,2bin okunma