Oğuz Atay ile tanışma kitabım Oyunlarla Yaşayanlar. Türk edebiyatından bu zamana kadar okuduğum en iyi yazar diyebilirim.( Türk edebiyatından pek fazla okuma yapmamış olsam da.)
Oğuz Atay'ın tiyatro türünde yazdığı tek eseriymiş. Yazar toplumun entelektüel kesiminin içinde bulunduğu çelişkileri ironik bir dille anlatıyor. Yazarın üslubunu, sarkastik ifadelerini okumak gerçekten çok keyifli. Kitapta baş karakterimiz oyun yazarı Coşkun'un kimlik arayışlarını, topluma yabancılaşmasını okuyoruz.
Hacmine kıyasla çok daha derinlikli bir eser.
Bu kitap bende Oğuz Atay'ın diğer kitaplarını da okuma isteği uyandirdı. Kısa sürede okunup çokça anlam çıkarılabilecek ve son zamanlarda okuduğum en keyifli kitap Oyunlarla Yaşayanlar.
İnsanın doğa ile mücadelesini, onurunu ve yalnızlığını anlatan kitabımız son derece akıcı bir dile sahip.
Eser Küba kıyılarında yaşlı bir balıkçı olarak yaşayan Santiago'nun uzun süre balık tutamamasını ve sonrasında devasa bir kılıç balığı yakalamasının öyküsünü anlatıyor. Yaşlı balıkçının dev balıkla giriştiği mücadele yalnızca fiziksel bir mücadele olmayıp insanın direnci ve kararlılığı üzerine güçlü bir alegori örneği aynı zamanda. Kısa hacmine rağmen derin anlamlar barındıran eserimiz; sürecin, sabrın, mücadelenin bazen zafere ulaşmaktan daha önemli olduğunu vurguluyor.
Oğuz Atay'dan okuduğum ikinci kitap olan Tehlikeli Oyunlar ile yazar beni büyülemeye devam ediyor. Okuması kolay ya da akıcı bir kitap olduğunu söylemeyeceğim ve şahsi kanaatim okuması epey zor bir kitap. Ne okuduğumu anlayabilmek için biraz ilerlemem gerekti kitapta. Hikmet Benol'un zihninde dolaşıyorsunuz adeta ve bu epey karmaşık bir durum. Geçmiş, gelecek, an, hayal tüm bunları ayırt etmeye çalışıyorsunuz çünkü bilinç akışı yöntemi ile yazılmış eserimizde net bir olay akışı yok.
Hikmetin entelektüel yalnızlığı, toplumdan kaçışı fakat bu yalnızlık ile de mutlu olmayışına şahit oluyoruz eserde. Bir yandan da kullandığı "oyun" tabiriyle toplumsal rollerin yapaylığına dikkat çekiyor yazar. Toplumda herhangi bir role girmeyişiyle "Ben bu oyunu bozuyorum albayım." diyor karakterimiz.
Atay, eserde aydın bunalımını da okuyucuya hissettiriyor
Oldukça entelektüel bir kişilik olmasına rağmen eylemsizliği ile aslında topluma hiçbir katkı sağlayamayan Hikmet'in acınası durumunu da okuyucuya gösteriyor.
Dostoyevski, Kafka, Camus, Sartre gibi yazarları okumayı sevenlerin bu kitabı da seveceğini düşünüyorum. Her ne kadar zorlayıcı bir eser olsa da okumaktan fazlasıyla keyif aldım.
"Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?"
Sartre'ın Bulantı kitabı varoluşculuğun edebi bir örneği olarak kabul edilir. Kitap, karakterimiz Roquentin'in günlüklerinden oluşuyor. Bilinç akışı tekniğiyle kaleme alınmış bundan dolayı bir olay akışı yok eserde.
Sartre'ın Bulantı diye bahsettiği durum karakterimizin kendisinin ve çevresindekileri mutlak varlığının farkına varışı ve bu farkındalıktan duyduğu rahatsızlık.
Roman oldukça ağır ve soyut bir dile sahip benim için okuması oldukça zor bir kitap oldu. Hatta daha öncesinde başlayıp bırakmıştım fakat bu sefer sabırla okudum ve bitirdim. Yavaş okunduğunda gerçekten edebi ve felsefi zevk veren bir eser. Sakin bir vakitte okunmasını tavsiye ederim.
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128bin okunma