İnsanlık tarihinde birtakım davranışlar olmuştur, bu davranışlar bir ülküye doğru yönelmeğe zorlamıştır ruhları. Bu davranışlarda hak ve ahlâk kuralı gözetilmişse, bu davranışlar, adı geçen kuralla yönetilmişse, o zaman kendimizi tüm insanlık için de yüceleşmiş olarak duyarız. İnancıl olduğumuzu anlarız, ruha gömülen yüceliği kavrarız. Bu davranışlarda hak ve ahlâk kuralı yoksa, bu davranışlar bir yönlü ve tek kişinin tutkusunu ülkü edinen davranışlarsa ne kadar güçlü olursa olsun, insan tiksintiyle uzaklaşır onlardan, küçümsiyerek bakar onlara, insanlığa yaraşmıyan bir şey gibi görür onları. Hak ve ahlâk kuralı böylesine güçlüdür işte. Her yerde yenilmeğe çalışılmış ama, her çağda başarı ile çıkılmıştır savaştan. Evet, gelip geçen kuşaklar, hak ve ahlâk uğruna batmışsa, onları yenilgiye uğramış saymayız, onları başarının doruğuna erişmiş görürüz, yüreğimizdeki sevinç taşkınlığı hayranlıkla karışır, ahlâk kuralının duru aynasına bakarak biz de yükseliriz.
İşte usta bir yazarımız daha. Bir kez daha bana dünyaca ünlü Dostoyevski'den, Pişkin'den, Gothe'den, Tolstoy'dan vs vs den Tarık Buğra'nın neyi eksik diye sorgulattı. Bence bizim yazarlarımız hak ettiği değeri görmüyor. Küçük ağa mükemmel bir roman hem edebi açıdan hem de milli mücadelenin bir dönemine ışık tutan tarihi bir kaynak olması açısından. Mutlaka okunması gereken bir roman daha. Ve içimde geç kalmışlığın üzüntüyle harmanlanmış kızgınlığı. Keşke ortaokulda en geç lisede, (hep duyduğum ama okuyamadığım okumadığım ) okusaydım.
Küçük AğaTarık Buğra · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 199211,8bin okunma
"Ruhum şöyle bir yere tutunabilse, kendimi denemekten vazgeçer, ben de kararlı bir kişi olurdum; ne yapayım ki ruhum çıraklık çağından bir türlü kurtulamıyor."