" 2. Dünya savaşı yıllarında Nazilerden ve Gestopadan fiziki olarak kaçmayı başaran Zweig, ruhen onlardan kaçamamış, Naziler geliyor korkusunu sürekli olarak içinde büyüten Zweig kendisini intihara doğru götüren bu ruh hali içine bu romanını yazmıştır. Stefan Zweig'ın Brezilya'da sürgünde iken Şubat 1942'deki intiharından birkaç ay önce Satranç kitabını tamamlamıştır "
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve öğrendiğim şey yazarın kitabı yazdıktan sonra intihar ettiğiydi.
İlk başta zeka geriliği yaşayan bir çocugun hikayesini anlatırken birden bire başka bir insanın hayret uyandıran hikayesini anlatmış ve en sonunda bu iki kişinin beni çok heyacanlandıran bir mücadelesinden bahsetmişdir.
Kitap içerisinde çok belirgin Nazi baskısından bahsesiyordu ve yazar aslında karekterlerin ve onların hayat hikayelerini simgeleştirmişti.
Satranç Tahtası; savaş alanı
Czentovic; Nazi acımasızlığı, soğukluğu ve acımasızlığı
Dr. B ise 2. Dünya savaşında yaşananları ve bunların insan üzerinde etkileriydi.
Kitapta; satranç bir anlamda mücadeleyi, hayatta kalmayı sembolize etmektedir. Czentovic, toplumda var olabilmek ve saygı görmek için satrançta kendini bulmuştur. Dr. B ise insanlık onurunum hiçe sayıldığı, erdemlerinin yok olduğu hayatta kalmak için satrançta kendini bulmuştur.
o tehlikeli kayalığın hemen önünde miydim yoksa çoktan ötesine geçmiş miydim, bunları
açığa çıkarmak için duyduğum gecikmiş merak, yalnızca bu, yalnızca bu.”